Category

İçerik Pazarlaması

Category

İçerik pazarlamasının önemi ile ilgili birçok içerik görmüşsünüzdür. Son zamanlarda konuştuğumuz şeyler, içerik pazarlamasının ne kadar faydalı olduğu ve nasıl yapılacağı ile ilgili oluyor. Etkili bir içerik pazarlamasının püf noktalarına değiniliyor. Bu konu çok basit yapılabilirmiş gibi yazılıp çiziliyor. Ancak her konuda olduğu gibi tabi ki iyi bir içerik pazarlamasının da zorlayıcı tarafları var. Bu yazımda sizlere işte bu, hemen hemen tüm içerik pazarlamacılarının yaşadığı, zor taraflardan bahsedeceğim.

Bunlar: İçerik yaratımı, strateji, içerik kanalları, ölçümleme, bütçesel nedenler olarak sıralanıyor. Burada ilk iki konuyu detaylı ele almaya çalışacağım.

Geçmişte En Zorlayıcı Konular

Bundan 5 yıl önce, 2015 yılında Curata tarafından yapılmış bir çalışmada içerik pazarlamasının en zorlayıcı yanı “yetersiz kaynak” olarak tespit edilmiş. Kaynaktan kast edilen şeyler; zaman, bütçe, yeterli çalışan gibi faktörler.

Günümüzde ise şirketler bu alana çok fazla yatırım yapıyorlar. CMI tarafından geçtiğimiz günlerde açıklanan güncel çalışma sonuçlarına göre; çalışmaya katılan şirketlerin sadece %35’inde içerik pazarlamasına özel çalışan yok. Yani şirketler %65 oranında sadece içerik pazarlaması üzerine çalışan kişiler istihdam ediyor.

Geldiğimiz noktada artık içerik üretimine bolca kaynak ayrılmaya çalışılırken, şirketler bünyesine içerik üreticisi, sosyal medya yöneticisi, SEO yöneticisi, tasarımcı, içerik pazarlama yöneticisi, içerik pazarlama stratejisti gibi pozisyonları katıyor.

Peki Nedir Günümüzde Zorlayıcı Durumlar?

Günümüzde o kadar çok içerik üretiliyor ki, yıl öncesindeki zorlayıcı taraflar bile artık daha farklı.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, şu anda en zorlanılan alan “İçerik yaratımı”

Çalışmaya katılan kişilerin %63’ü içerik yaratma konusunda zorluk yaşadığını ve bu hizmeti %86 oranında dışarıdan temin ettiklerini belirtiyor.

Evet bir iş yönetimi, bir ürün yönetimi esnasında içerik üretimi için yeterli yaratıcılığı kendimizde bulamayabiliriz. Bunu dışarıdan destek alarak sağlamak çok mantıklı bir yöntem. Çünkü çoğu zaman bu konuda yaratıcı ekibi olan, teknik konulara hakim kişilerin çalıştığı bir ajans bu süreci daha iyi yönetilebiliyor.

Ancak yine araştırmalar gösteriyor ki; şirketler kendi içerikleri hakkında bilgi sahibi olan iş ortakları bulurken %69 oranında zorlanıyor. Sonrasında ise; bütçesel nedenler (%51) ve hedef kitleyi iyi tanımak ve empati kurmak (%43) ile ilgili sorunlar geliyor.

Burada aslında en başa dönmek gerek. İçerik belirlerken kendi uzman olduğumuz alan ve hedef kitlenin karşılanmayan ihtiyacının kesişim noktasını bulmak gerekiyor.

Ürününüzün bulunduğu alanda bilgi sahibi olduğunuzdan ve hedef kitlenizi iyi analiz ettiğinizden emin olduktan sonra, ihtiyaca yönelik, sizin değer üretebileceğiniz bir ana içerik konunuz olmalı.

Değerli İçeriği Nasıl Üretiriz?

Bu konuda değerli içerik üretmenin yolu, ürettiğiniz diğer içeriklerdeki etkileşimi iyi analiz etmek ve müşterilerinizi çokça dinlemekten geçiyor. Örneğin sizin daha önce gündeme getirdiğiniz bir konu, yeni müşterilerinizin hala merak ettiği bir şey olabilir. Ya da eski müşterileriniz için anlaşılamayan bazı noktalar olabilir.

Bir diğer yöntem olarak da; ürününüzle ilgili tecrübelerini aktaran kişilerin deneyimlerini iyi analiz edip, müşterilerin kendi aralarındaki diyaloglarından da anlık içerik ihtiyaçlarını tespit edebilirsiniz.

Yani ne kadar çok etkileşim, o kadar ihtiyaç tespiti anlamına geliyor.

Bir diğer konu ise; bilgi sahibi olduğumuz alan. Yani seçtiğimiz ana içerik konusu.

Backlinko’nun kurucusu Brian Dean

“Eğer tuvalet tamiri hakkında içerik hazırlamak isterseniz, bir metin yazarını değil bir tesisatçıyı işe almanız gerekir.”

diyor.

İşte içerik konumuzun uzmanlığımızla ilgili olması gerektiğini çok iyi açıklayan özet bir cümle. Evet, siz bir tesisatçı iseniz; müşteri ihtiyacı, onların gündemi, bu konudaki piyasa koşulları vs. gibi konular zaten sizin içeriklerinizi oluşturacaktır.

İçerik konunuz sizin uzmanlık alanınızla ilgili ise; günlük yaşantınızda size en çok sorulan sorular, en çok gelen yorumlar da bununla ilgili olacağından aslında bir bakıma piyasanın nabzını tutmuş olacaksınız. Bir içerik üreticisi iseniz, uzmanlık alanınızla ilgili konuştuğunuz, size sorulan her şey, detayları ile birlikte, size bir ya da birden fazla ana içeriğe hizmet eden konu olarak dönecektir.

İkinci Zorlandığımız Alan: Stratejik Konular

Çalışmalar içerik stratejisi olan (örneğin bir hedef, zaman planı, kanallar, içerik paylaşımı frekansları gibi), hatta bunu yazılı olarak yapan şirketlerin etkili ya da çok etkili olduğu ve kriz anlarında hızlıca değişiklik yapabildiklerini gösteriyor.

Dolayısıyla, kendi pazarlama planınızın yanı sıra, vizyon ve hedeflerinize uygun içerik pazarlaması stratejisi yapmanız son derece önemli. Evet etkileşimlere göre bir takım esnemeler tabi ki olacaktır ancak ürününüze hizmet edecek içerik konusunu belirlerken stratejinizi de iyi çalışmalı ve sağlam temellere oturtmalısınız.

Bir içerik pazarlaması stratejisi kurgularken; öncelikle kendi pazarlama hedef ve stratejilerinizi iyi ortaya koymak çok önemli.

Sonrasında hedef kitle analizi geliyor. Bu konuda empati haritaları, müşteri yolculuğu, personalar, pazar araştırmaları size yardımcı olacaktır.

Yukarıda bahsettiğimiz şekilde, uzman olduğunuz konu ile bu analizleri kıyaslayarak ihtiyaç duyulan içerik konusunu belirledikten sonra bir görev ve zaman planı yaparak stratejinizi tamamlayabilirsiniz.

Bizi en çok zorlayan iki başlığa detaylarıyla değinmeye çalıştım.

Etkili bir şeyler yapmak için çaba göstermek, iyi analizler yapmak, stratejiyi oluşturmak ve her şeyden önemlisi de bunların sürekliliğini sağlamak önemli. Bu içerik pazarlamasında da böyle. Ancak zorlandığımız zamanlar olsa da, güzel sonuçlar almak için sizce de buna değmez mi?

Siz bu araştırma sonuçlarına katılıyor musunuz? Zorlandığınız başka alanlar var mı?

Sevgiyle,

Pandeminin her şey üzerinde bir etkisi olduğu ve birçok şeyin artık eskisi gibi olmayacağı hep konuşuldu. Müşteri yolculuğunu, değişen müşteri beklentilerini analiz ettik. Bazı şirketler bununla ilgili strateji değişikliklerine gitti. Peki pandeminin içerik pazarlamasına da etkisi oldu mu? Bu sorunun cevabı, evet. Bu yazımda “Content Marketing Institute” tarafından geçtiğimiz hafta yayınlanan ve 2021 için iç görüler içeren “11th Annual B2B Content Marketing, Benchmarks, Budgets and Trends” raporundan ilgi çekici kısımları paylaşmak istedim.

Yazılı Stratejisi Olan Şirketler Daha Başarılı

Çalışmadaki tüm katılımcılar ile en başarılı olan katılımcıların verdiği cevaplar arasında en büyük fark; yazılı içerik pazarlama stratejisi hakkında. En başarılı şirketlerin %60 oranında yazılı stratejisi var, tüm katılımcılara bakıldığında bu oran %43.

Ayrıca başarılı şirketlerin belirli bir zaman planı ile hareket ettiği de çalışmada gösterilmiş. En başarılı şirketlerin %80 oranında bir zaman planı varken, daha az başarılı şirketlerin zaman planını %50 oranında yaptığını görüyoruz.

Başarılı şirketlerin pandemide %93 oranında hızlı hareket ettiğini, bu oranın daha az başarılı şirketlerde %62 olduğunu ve bu değişikliklerin başarılı şirketlerde %94, az başarılı şirketlerde %51 efektif olduğu yine çalışmanın sonuçları arasında.

Burada öncelikle ortaya çıkan sonuç, yazılı içerik pazarlaması stratejisi olan şirketler hem daha başarılı oluyor, hem de pandemi gibi büyük krizlerde bile hızlı ve etkili hareket edebiliyor. Daha önce de önemine vurgu yaptığımız gibi, içerik pazarlamasını başarılı yapan en önemli kriter yazılı bir stratejinin olması.

Bununla beraber B2B pazarlamacılarının %79’u şirketlerinde bir içerik pazarlaması stratejilerinin olduğunu ve pandemi döneminde stratejilerinde %70 oranında majör ve ortalama değişiklikler yaptıklarını söylüyorlar.

“Pandemi neleri değiştirmedi ki?” dediğinizi duyar gibiyim. Değişen koşullarla birlikte içerik pazarlaması stratejilerinin de değişmesi kaçınılmaz ve aynı zamanda da başarıya götüren bir sonuç.

Şirketler Pandemi Sırasında Neleri Değiştirdi?

Öncelikle burada şirketlerin pandemiye tepki verme hızı analiz edilmiş.

Şirketlerin pandemiye tepki verme hızıyla ilgili olarak, % 83’ü içerik pazarlamasında hızlı değişiklikler yaptıklarını söylüyor. % 80’i değişikliklerin etkili olduğunu düşünüyor ve % 86’sı bazı değişikliklerin öngörülebilir bir şekilde gelecekte de devam edebileceğini düşünüyor.

Tepki Vermek Derken Ne Yaptılar?

Aslında değişen müşteri ihtiyaçları, beklentileri ve davranışlarına da bakarsak, müşteriler markalardan şeffaf ve net, değerli içerikler görmeyi, evde kendi kendine yetebilmeyi gösteren “Nasıl yapılır?” tarzı içerikleri paylaşmalarını bekliyor. Pandemi sonrasında tecrübe paylaşımının öneminin giderek arttığını ve dijital platformlara yatkınlığın bir anda çok ilerleme kaydettiğini söyleyebiliriz.

Bu durumda şirketler de bunlarla uyumlu olarak en çok hedefleme/mesaj stratejisini değiştirdi. Hangi hedef kitleye hangi mesaj verilmeli? Müşterilerin beklentisi ne yönde? Bu sorular pandemiye göre tekrar analiz edilerek, buna uygun mesajlar iletilmeye başlandı.

Rapora göre; hedefleme/mesaj stratejisi %70 değişirken, editoryal takvim %64, içerik dağıtım stratejisi ise %53 değişti.

Pandemi döneminde bazı kanalların popülaritesinin arttığını, bazılarının azaldığını hepimiz gözlemledik. Şirketler buna göre içerik kanallarını da gözden geçirmekte çok haklılar.

Şirketler Hangi Kanalları Kullandı?

B2B pazarlamacılarının kullandığı ilk üç organik içerik dağıtım kanalı sosyal medya platformları (% 89), e-posta (% 87) ve şirketlerin web sitesi / blogu (% 86).

Değişen iki ana faktör var. Bunlar bir önceki yıla göre bir miktar farklılık göstermiş.

  1. Yayınlarda konuk gönderi / makale kullanımı % 48’den % 38’e düştü.
  2. Medya / influencer ilişkilerinin kullanımı % 34’ten % 24’e düştü.

Burada influencer kullanımın azalmasının sebebi sizce ne olabilir? Bana sorarsanız müşterilerin kendi deneyim paylaşımı daha ön plana çıktı. Ayrıca şirketler kendi markaları kanalıyla daha fazla etkileşim odaklı içerik paylaşmaya başladılar.

Şirketler/Markalar içeriklerini en çok blog ve kısa makaleler şeklinde paylaşıyor. Bu kanal geçen yıl da en üst sırada yer almıştı. Bu konuda önemli bir değişiklik olmazken, sizin de tahmin edeceğiniz aşağıdaki konularda pandemi etkisi gösterdi. Bu yılki en büyük değişiklikler:

  1. Yüz yüze etkinlik kullanımı % 73’ten % 42’ye düşürüldü.
  2. Sanal etkinlikler / web seminerleri / çevrimiçi kursların kullanımı % 57’den % 67’ye yükseldi.
  3. Canlı yayın içeriği kullanımı% 10’dan % 29’a çıkarıldı.

Araştırma da gösteriyor ki, şirketler / markalar içerik pazarlaması ile ilgili yoğun çalışmalar yapıyor ve kaynak kullanıyorlar. Peki sizce başarılı oluyorlar mı?

Şirketler İçerik Pazarlamasında Neleri Başarıyor?

Tüm katılımcıların verdiği en popüler cevap; marka farkındalığı.

Katılımcılar  içerik pazarlamasının %87 oranında marka farkındalığı yarattığını, %81 oranında müşteri güvenini sağladığını ve %79 oranında ise hedef kitlenin eğitimine katkı sağladığını belirtmişler.

Yukarıda bahsedilen konular, bir markanın ulaşmaya çalıştığı en önemli hedefidir aslında. Katılımcılar bu konularda içerik pazarlamasından fayda sağladıklarını belirtiyor. İşte size bir tecrübe paylaşımı 😊

Şirketlerini başarılı bulan katılımcıları da analiz edersek:

Çalışmaya göre; pandeminin dört ayında, B2B pazarlamacılarının % 31’i kuruluşlarının son 12 ayda içerik pazarlamasında son derece başarılı veya çok başarılı olduğunu düşünüyor.

Uzun lafın kısası; içerik pazarlaması stratejisi olan ve bunu yazılı ve takvimsel olarak da planlamış şirketler değişikliklere ve krizlere daha çabuk adapte olurken, başarısını da arttırıyor.

Değişen koşullara göre içerik stratejisinde değişiklikler yapılabiliyor ve kanallara olan talebe göre revizyonlar yapılabiliyor. Önemli olan, gelecek yıllarda da çok gündemde olacak iki konu; çevik ve esnek olabilmek.

Bununla beraber araştırma 2021 için 2 iç görü veriyor.

2021 Yılında İçerik Pazarlaması

Araştırmaya göre katılımcılar, %15 oranında majör ve  %50 oranında ortalama olacak şekilde, içerik pazarlaması başarısının uzun dönemde pandemi sürecinden etkileneceğini düşünüyor.

Yani pandemi dönemindeki çalışmaların uzun dönemde etkisi olacağını düşünüyorlar ve bence de bu konuda haklılar. Pandemi döneminde kendisine fayda sağlayan markaların kullanımına pandemi sonrasında da devam eden birçok insan tanıyorum…

Bir diğer 2021 iç görüsü ise; içerik pazarlamada %70 oranında içerik oluşturma ve %66 oranında web sitesi geliştirmeleri yapılacağı tahmin ediliyor.

Özetle, son yılların önemli pazarlama türlerinden biri olan içerik pazarlaması etkisini artırarak gündemimizde yer almaya devam edecek.

Sizler de 2021 planlarını yaparken, yazılı bir içerik pazarlama stratejisi hazırlamayı düşünüyor musunuz? Yoksa çoktan yaptınız mı?

Sevgiyle,

Eğer siz de benim gibi değişik lezzetler denemekten hoşlanan ve gittiğiniz ülkelerde üst düzey bir yemek deneyimi yaşamak isteyenlerdenseniz Michelin Yıldızı olan restoranları mutlaka araştırmışsınızdır. Yemek sektörünün en önemli değerlendirme merkezlerinden biri olan Michelin Yıldızı, Michelin Rehberi’nde en çok restoran bölümünün ilgi çekmesiyle oluşmuştur. Aslında bir lastik markası Michelin’in içerik pazarlaması stratejisinin bir ürünü olan Michelin Rehberi markaya prestij katmaya devam ediyor. Bizler de “Michelin: İçerik Pazarlamasında Bir Başarı Hikayesi” olarak ilham almaya devam ediyoruz.

Michelin 1889’da Fransa’da 3.000’den az otomobilin bulunduğu bir şehirde kurulan lastik şirketi. Tabi ki her şirket gibi daha fazla satış yapma ve büyüme hedefi olan bir şirket. Küçük bir şehirde, az aracın bulunduğu bir ortamda pazarını büyütmek için Michelin kendisine “araç satışını artırmak ve böylece daha fazla lastik satmak” vizyonunu edinmişti.

Bildiğiniz gibi pazarlamada vizyon koymak son derece kritik. Bu vizyonun cesur ve öngörülü olması başarıda çok önemli. İşte Michelin de sadece lastik satmak değil, daha fazla araç satılmasını sağlamayı hedeflemişti.

Bu hedefine nasıl ulaşabilirdi? Tabi ki, daha fazla sürücüyü yola çıkmaya teşvik ederek!..

İşte Michelin İçerik Pazarlamasında Başarı Hikayesi Burada Başlıyor…

Michelin sürücülerin yola çıkmak ve deneyim edinmesini sağlamak için başarılı bir içerik pazarlaması yapıyor. İçeriklerini belirlerken, empatiyi iyi yaptıkları ve müşteri yolculuğunu çok iyi analiz ettikleri aşikar. Çünkü sürücülerin yol boyunca nelere ihtiyacı olabileceğini tasarlayıp; harita, benzin, lastik değişimi, konaklama, restoran, günün maceraları gibi içeriklerden oluşan 400 sayfalık küçük kırmızı rehberi, 1900 yılında, sürücülere ücretsiz dağıtmaya başlıyor.

İçerik pazarlamasının amacı olan, hedef kitleyi harekete geçirmek için sizce de teşvik edici bir yöntem değil mi? Michelin daha fazla sürücüyü yola çıkmaya ikna etme amacına ulaşıyor ve bu rehberi 20 yıl ücretsiz olarak, içeriklerini güncelleyerek, şoförlere ulaştırıyor.

1920 yılında artık ücretle satışına başladığı yeni Michelin Rehberi yoğun ilgi görmeye devam ediyor. Bu rehberde en etkileşimi yüksek kısım ise restoranlar oluyor.

İçerik pazarlamasında ve pazarlamanın günümüzde uygulanan şeklinde etkileşim çok önemli. Hedef kitlenizden aldığınız yorumlar, fikirler içeriklerinize yön veriyor. İşte Michelin de hedef kitlenin ilgisine kayıtsız kalmayarak, kimliği belirsiz “Restoran Müfettişleri”ni bu sayede işe alıyor.

Bu müfettişler, restoranları ziyaret ederek onlara yıldız veriyor. Böylece 1926’da yıldız sistemi ve 1936’da da yıldız sıralama kriteri devreye giriyor.

Rehber 20.yy’da en çok satanlar arasında ve günümüzde 30.000’den fazla restoranı değerlendiriyor.

Michelin Neden En Başarılı Örneklerden Biri?

Bir lastik markasının, hedef kitlesinin ilgisine göre ortaya koyduğu içerik pazarlama hikayesi hala en başarılı örnekler arasında ilk akla gelenlerden biridir. Bunun sebebi, sadece satışlarını artırmakla kalmayarak, hedef kitlesine farklı bir değer sunan, onlarla etkileşime girebilen ve ihtiyaca yönelik güçlü bir içerik ürünü olan rehberiyle de akıllara kazınmış olması. İşte içerik pazarlaması doğru yapıldığında nerelerden başlayıp, nerelere ulaşabileceğinizin capcanlı bir örneği.

Michelin günümüzde faydalı içerikleriyle sosyal medyayı da çok iyi kullanmaya devam ediyor. Sosyal medya kanallarında birçok gurme, şef, lezzet düşkünü tarafından takip edilen ve “Michelin Yıldızı Nasıl Alınır?” diye kafa yorup, çaba gösteren herkesin ilgi odağı.

Tabi ki Michelin Yıldızı almış şeflerin gururla kendilerini ifade etmesi de ilgili kişileri bu yıldızı almak için çaba göstermeye sevk ediyor. Aşağıdaki videoda güzel bir örneğini izleyebilirsiniz.

Başarılı bir içerik pazarlaması stretejisi izleyerek bizlere ilham olan Michelin’in günümüzdeki şirket vizyonu; sürüş, turizm ve unutulmaz deneyimler arayışını herkes için erişilebilir kılmak.

Son dönemde müşterilerin tecrübe yaşamaya ve paylaşmaya önem verdiklerini düşündüğümüzde, sadece şoförler için değil, herkes için deneyim yaşatma vizyonuyla Michelin hem hedef kitlesini artırmış hem de güncel bir amaç belirlemiş.

Bence Michelin Rehberi, Michelin Yıldızı daha uzun yıllar başarılı içerik pazarlaması örnekleri arasında olmaya devam edecek gibi görünüyor. Siz ne dersiniz?

Sevgiyle,

İçerik pazarlamasının son yıllarda ne kadar önemli olduğunu ve artık iyi içeriğin olmazsa olmaz olduğunu hep konuşuyoruz. İçerik pazarlamasının sadece son yıllarda değil de, belki de çok eskiden beri kullanılmakta olan bir yöntem olabileceğini hiç düşündünüz mü? Eski içerik pazarlaması örnekleri ile beraber bana sorarsanız içerik üretimi masallara dayanıyor…

İçerik pazarlaması dediğimiz kavram aslında pazarlamanın temellerinden biri. Tanımı son yıllarda yapılmış olsa da, eskiden beri pazarlamacıların kullandığı bir yöntem. Çünkü bir müşteri ihtiyacından doğan ve bu ihtiyacı karşılamaya yönelik yapılan aktiviteleri/içerikleri barındırıyor.

Eski İçerik Pazarlaması Örnekleri

İçerik pazarlamasının ilk örneklerinden biri olarak hep Michelin lastiklerinin örneği verilir. Michelin, bildiğiniz gibi, bir lastik firması ve özellikle de uzun yol şoförlerinin tercihi. Michelin 1900 yılında sürücüler için, konaklamadan restoranlara güvenli sürüşten araba bakımına kadar pratik bilgileri içeren ve herkes tarafından rahatlıkla anlaşılabilecek semboller kullanarak 400 sayfalık bir rehber hazırladı.

Başka bir çarpıcı örnek de Edison’dan. Evet doğru okudunuz…

Edison ampulü keşfetti ve herkes onu kullanmaya başladı sanıyorsanız, yanıldınız 😊

Edison, elektrikle aydınlatmayı sağlayacak alt yapıyı inşa etmeye çalışırken dönemin gaz şirketleri elektriğin güvensiz olduğu iddialarında bulunarak pazarlarını korumaya çalışıyorlardı. Edison, şirketi üzerindeki bu tehdidi içerik pazarlaması yardımıyla aştı. Bunu, elektrikli aydınlatmanın faydalarını ve gaz aydınlatmanın risklerini anlatan akıllı bir içerik stratejisi geliştirerek sağladı. 1882 yılında “Edison Electric Lighting Company Bulletin.” adıyla bir dergi yayınladı.

Geçmişe ait örnekleri çoğaltmak mümkün. Peki sizce bu çalışmaların örnek gösterilecek şekilde başarılı olmasının sebebi nedir?

Bence içerik pazarlamasının başarılı olmasını sağlayan en önemli sebep, ihtiyaçtan doğması ve içerik üreticisinin tam da bu ihtiyaca karşılık gelecek güçlü içerikler oluşturması.

Masallarda İçerik Pazarlaması

Şimdi sizlere bir masal anlatacağım. Hepinizin bildiği bir masal aslında ve iddialara göre “İncil’den sonra dünyada en çok yaygınlaşan kitap”: Binbir Gece Masalları

Anlatacağım masal Şehrazad’ın hikayesi…

Fars kralı Şah Şehriyar Hindistan ile Çin arasındaki bir adada hüküm sürer. Şehriyar karısının kendisini aldattığını öğrenir ve öfkelenir, tüm kadınların sadakatsiz, nankör olduğuna inanmaya başlar. Kadınlardan intikam alma düşüncesiyle önce karısını öldürtür, sonra da vezirine her gece kendisine yeni bir hanım bulmasını emreder. Her gece yeni bir gelin alan Şehriyar, geceyi hanımıyla geçirdikten sonra tan vakti hanımını idam ettirir. Bir süre bu böyle devam eder. Vezirin akıllı kızı Şehrazad bu kötü gidişata son vermek için bir plan kurar ve Şehriyar’ın bir sonraki eşi olmaya aday olur. Evlendikleri geceden başlayarak, kardeşi Dünyazad’ın hikâye dinlemeden uyuyamadığını söyler ve her gece Dünyazad’ın da yardımıyla çok güzel ve heyecanlı hikâyeler anlatmaya başlar ama tam şafak vakti geldiğinde, hikâyenin en heyecanlı yerinde, hikâyeyi anlatmayı keser. Hikâyenin sonunu merak eden Şehriyar, Şehrazad’ın hikâyeye ertesi gece devam edebilmesi için, o gecelik Şehrazad’ın idamını erteler. Her gece bir önceki masalın devamını anlatıp yeni bir hikâyeye başlar ve yine tam tan vakti hikâyenin en heyecanlı yerinde anlatmayı bırakır. Sona gelindiğinde, Şehrazad üç erkek çocuğu doğurmuştur ve evliliklerinden uzunca bir süre geçmiştir. Kralın kadınlara olan öfkesi ve kötü düşünceleri dinmiş, Şehrazad’ın sadakatine inanmıştır.

Masalın Kahramanı Şehrazad çok iyi bir içerik üreticisi…

İlgi çekici, merak uyandırıcı, etkileşimi yüksek ve takip etme isteği uyandıran içeriklerle her gün gündem olmayı başarıyor. Böylece kralın güvenini ve sadakatini kazanıyor.

İçerik pazarlamasında yapmak istediğimiz şey de tam olarak bu değil mi? Müşterilerimizin güvenini kazanmak, etkileşimle birlikte onları harekete geçirebilmek.

Binbir Gece Masalları neden bu kadar popüler?

  1. 8. yüzyılda Abbasi Halifesi Harun Reşid zamanında Bağdat önemli bir kozmopolit şehirdi; İran, Çin, Hindistan, Afrika ve Avrupa‘dan gelen tüccarlar ile dolup taşmaktaydı. Bu dönemde, şehrin kültürel yapısı da gelişmiş, Arap kültürü, özellikle diğer Doğu kültürleriyle harmanlanmıştı. Binbir Gece Masalları’ndaki hikâyeler işte bu dönemde, halk hikâyeleri olarak ortaya çıkmıştır. Yani kendiliğinden oluşmuş bir topluluk var ve topluluğun gündemi ve talepleri içeriği belirlemiş aslında. Aynen sosyal medyadaki topluluklar ve onların gündemi gibi.
  2. Sanat eserlerine bile ilham kaynağı olmuştur. Yani öyle bir etki yaratmış ki, okuyucu ya da dinleyicide harekete geçme isteği uyandırmış. Biz pazarlamacılar da ürettiğimiz içeriklerle müşterilerin harekete geçmesini sağlamak istemiyor muyuz?
  3. Bu masalların hiçbiri kendi içinde başlayıp bitmez, masalların arasında bağlantılar vardır. Biz bir içerik pazarlama stratejisi oluştururuz ve ürettiğimiz içerikler ana strateji ile uyumludur. Yani her içerik aynı stratejiye hizmet eder.
  4. Binbir Gece Masalları’nda “masal içinde masal” yöntemi vardır. Tüm bu masallar hem bağımsız hem de bir bütün olarak değerlendirilebilir. İçeriklerimiz de böyledir. Her içerik farklı olsa da, temelde markaya ve stratejilerine hizmet eder.
  5. Masallarda tek bir anlatıcı vardır: Şehrazad. Şehriyar ve okurlar ise dinleyen konumundadır. Şehrazad masalları anlatırken dinleyenlerde merak uyandırır, masalları en heyecanlı yerlerinde keserek dinleme eyleminin devamlılığını sağlar. Bu da aslında yazılı edebiyattan da eski olan sözlü edebiyat geleneğinin bir göstergesidir. Bin bir gece boyunca masal anlatsa, dinleyenleri uykusuz bıraksa bile bir şekilde ilgiyi canlı tutmaya ve kendini dinletmeye devam etmektedir. Bu da Şehrazad’ın bana göre başarılı bir içerik üreticisi olduğunu gösterir 😊

Özetleyecek olursak;

İçerik pazarlaması çok eskilere dayanır. Günümüzde çok daha popüler olmasını sağlayan ise dijital kanalların hedef kitlemize ulaşmayı kolaylaştırması. İyi içerikle müşterilerimizde merak uyandırmak, ilgi çekmek, etkileşimi ve hareketi sağlamak ve böylece devamlılığı ve güveni kazanmak son derece mümkün. Yeter ki masaldaki Şehrazad gibi güçlü içerikler üretebilelim.

Sevgiyle…

Kaynaklar:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Binbir_Gece_Masallar%C4%B1

https://oggito.com/icerikler/binbir-gece-masallari-neden-onemlidir/35935

Günümüzün en önemli inovasyonları nedir diye sorsam eminim hepimiz mobil internet, bulut teknolojileri, robotlar teknolojisi gibi örnekleri söyleriz. Son yıllarda dijital anlamda birçok yenilik var ve günümüzde dijital teknolojik gelişmeler üst düzeylere ulaşmış durumda. Ortaya konan bu yenilikler çoğu iş modelinde değişikliğe sebep oldu, olmaya devam ediyor. Pazarlama da bu gelişmelerden nasibini alıyor. Dijital pazarlama kavramı son dönemlerde herkesin konuştuğu bir konu. Sizce geleneksel pazarlama tamamen yok mu oldu, yoksa dijital pazarlama ile birlikte değişip güçlendi mi?

Pazarlama hayatın her alanına yansıyan bir konu aslında. Ancak biz burada bir ürün pazarlamaktan yola çıkacak olursak, pazarlamanın değişimi ile ilgili şunları söyleyebiliriz:

Önceleri ürün merkezli bir pazarlama vardı. Yani sadece ürün özelliklerinin insanlara duyurulması ile yapılan bir pazarlamaydı.

Sonraları müşteri merkezli yaklaşımlar başladı. Müşterilerin isteklerine kulak vererek çalışmalar yapıldı. Daha sonrasında bu yaklaşım, insan merkezli pazarlamaya doğru evrildi.

Şimdi ise insanlarla hem online hem de offline etkileşim sağlayan hibrit bir modelden bahsediyoruz. Yani pazarlamadaki önemli bazı unsurların değişmeden kaldığı ancak dijital teknolojilerden de faydalandığımız bir pazarlama modeli gelişti.

Dijital Pazarlama Geleneksel Pazarlamaya Ne Katkı Sağladı?

Burada başlıktaki soruyla ilgili kendi fikrimi belirtecek olursam; sadece dijital pazarlamanın yeterli olmadığını ve geleneksel yöntemlerle birlikte uygulandığında daha verimli sonuçlar alındığını söylemek isterim. Dijital pazarlama ise müşterilerle birlikte hareket edebilmemizi sağladı. Nasıl mı?

Geleneksel yöntemlerde müşterileri segmentlere ayırmak vardı ve pazarlamacılar bu segmentlere göre hedef ve strateji belirliyordu. Pazar araştırmalarıyla piyasanın nabzı bir nebze tutulsa bile, eskiden müşterilerle günümüzde olduğu gibi sürekli bir etkileşim olduğunu söyleyemeyiz. Şimdi ise; dijital teknolojilerin ve sosyal medyanın etkisiyle müşteriler ürünle ilgili her sürece dahil olabiliyor. Tecrübelerini birbirleriyle paylaşıp, bir marka ile ilgili topluluklar bile oluşturabiliyor.

Bu topluluklar markalara güvenmek istiyor. Onların şeffaf ve samimi olmasını bekliyor. Hatta bu topluluklar, samimiyet göremediği bir markayı yine hızlıca organize olarak dışlayabiliyorlar.

Yani özetle, artık pazarlamacıların segmente ayırarak belirlediği müşterilere tek taraflı bir yaklaşım değil; müşteriler tarafından oluşturulan topluluklara, onların izin verdiği ölçüde dahil olarak, onlarla birlikte bir değer üretme aşamasına gelmiş durumdayız. Bildiğiniz gibi bunu çok büyük oranda içerik pazarlaması ile yapabiliyoruz.

Neler değişti, neler aynı kaldı?

Öncelikle geleneksel pazarlamada 4 ana konudan bahsedilir. Bunlara 4P diyoruz. Yani ürün, fiyat, yer ve tutundurma. (Product, price, place, promotion)

Bu konulara detaylarıyla girmeyeceğim ancak şunu söyleyebilirim ki her aşamada müşteriler işin içine dahil olabiliyor. Örneğin, onların ihtiyacına yönelik bir ürün geliştirirken müşteri talepleriyle ürün farklılaştırılabiliyor, ya da fiyatta esneklikler yapmak gerekiyor. Dijital dünya ile beraber bu ana unsurlar değişmedi, hatta bu unsurların iyi planlanması satış sürecini daha kolaylaştırır. Değişen şu ki artık bu konularda bile markaların esnek davranması ve müşterileriyle olan etkileşimlerine göre hareket etmeleri gerekiyor.

Philip Kotler, Pazarlama 4.0 kitabında şunu söylüyor:

Pazarlama karması kavramı müşteri katılımı artıracak şekilde gelişme gösterdi. Bu yüzden pazarlama karması, 4P, 4C olarak yeniden tanımlanmalıdır. Ortak yaratım, döviz kuru, topluluğun harekete geçirilmesi ve sohbet. (co-creation, currency, communal activation, conversational)

Dikkat ederseniz, ürün yerine birlikte yaratma, fiyat yerine kurlar, yer yerine topluluğu harekete geçirme ve tutundurma yerine de sohbet var.

İçerik pazarlamasında bizler hedef kitlemizle etkileşim kurmak için stratejiler belirliyoruz. İşte tam da bu sebeplerden yani hitap ettiğimiz topluluğu sohbete ve hareket etmeye yöneltmek için.

Yani işin özünde ana unsurlardan olan, markanın stratejisi, imajı, pazarlama karmasının iyi planlanması geleneksel pazarlamanın vazgeçilmezi olarak karşımıza çıkıyor. Değişen ise pazarlama karmasının müşterilerle ortak hareket edilerek esneyebilmesi.

Müşterilerle Takım Olmak

Bizler kurumsal hayatta takım çalışmasına çok önem veririz. Takımla birlikte bir şeyleri başarmak, herkesin katkısını özgürce sunabileceği ve birlikte çalışmaktan keyif alacağımız ortamlar yaratmak son derece önemlidir.

Ben dijital pazarlama ile birlikte gelişen yeni yaklaşımı müşterilerle bir takım olmaya benzetiyorum. Markalar müşterileri ile iyi bir takım olup, güçlü bağ kurduklarında, müşteriler o markanın en güçlü savunucusu haline gelebilir ve kendi sevdiği, tercih ettiği markanın başarısından da mutlu olabilir.

Yani sözün özü; pazarlamanın temeli olan, müşterilerin ihtiyacına yönelik ürünler üretip pazarda kendi stratejimizle farklılaşarak hedef kitleye ulaşmak eskiden tek yönlü (sadece pazarlamacıların yönettiği) bir süreç iken, şu an artık müşterilerle kol kola, daha empatik, daha sohbet odaklı bir sürece dönüşmüştür.

Sadece geleneksel ya da sadece dijital yaklaşım yetersiz kalacaktır. Geleneksel temellere, dijital pazarlama eklenerek müşterileri işin içine daha çok almak, onların marka sadakatini çok daha fazla arttıracaktır.

Şimdi müşterilerinize bir de takım arkadaşlarınız gözüyle bakın. Bakalım size markanız hakkında nasıl fikirler verecekler?

Sevgiyle,

“COVID-19 neleri değiştirmedi ki?” dediğinizi duyar gibiyim. Evet evlere kapandığımız süreçte ve sonrasında “yeni normal” dediğimiz daha dikkatli yaşantımızda artık birçok şey eskisi gibi değil. COVID-19 sonrasında müşterilerin de alışkanlıkları değişti. Kendi adıma, ben en çok sosyal medya kullanımımda ve online alışverişlerde artış yaşadığımı söyleyebilirim. Bununla birlikte, hijyen, sağlık açısından güvenlik, evde daha fazla yemek yapma, sağlıklı olmak adına egzersiz yapma konusunda daha hassas oldum. Eminim sizler de benzer ve farklı deneyimler edinmişsinizdir.

İçinden geçtiğimiz bu zorlu süreç tüketici alışkanlıklarında da değişikliklere sebep oldu. Daha önceki yazılarımda, hedef kitlemizle empati yapmanın ve içeriklerde onların duygularına hitap etmenin önemine değinmiştim. Bu yazımda da PwC Experience Consulting tarafından yapılmış bir araştırma sonuçlarını içerik pazarlaması bakışıyla yorumlamak istedim. (Çalışmanın tamamına linkten ulaşabilirsiniz.)

Müşteriyi odağa alan bir yaklaşım, içerik pazarlamasının temel taşı. Bu nedenle müşterilerimizi, onların değişen ihtiyaç ve duygularını daha iyi anlamak, hedef kitlemizle etkileşimi artırmaya yönelik içerikler üretmemizi sağlayacaktır.

Araştırma 3 ana başlıkta toparlanıyor:

Değişen Davranışlar

Değişen Tüketim

Değişen Beklentiler

Davranışlar:

Pandemi sürecinde tüketicilerimiz evlerden çalıştı. Bazı çalışanlar halen evden çalışmaya devam ediyor. Şirketler evden çalışmayı arttıracak modeller üzerinde çalışmaya başladı. Örneğin, içerikte evde verimli çalışmayı arttıracak noktalara değinen bir marka bu konuda fark yaratabilir.

Çalışmaların bile evlerde yapıldığı süreçte insanlar seyahat, dışarıda yemek gibi eskiden gayet rahat yaptığımız şeyleri bile yapamadı. Böylece sosyalleşme ihtiyacımızı da online platformlarda yapmaya başladık.

Hem iş ortamında toplantılar için bir araya gelmek, hem de sosyalleşmek, arkadaşlarımızla sohbet etmek için houseparty, zoom, skype gibi platformları çokça kullandık.

Böylece iletişim kurmak için, fiziken bir arada olmaya gerek olmadığını ve aslında fiziksel izolasyondayken bir anlamda mesafelerin de ortadan kalktığını gördük. İçeriklerinde insanları bir araya getirebilecek konular paylaşan markalar bu anlamda fark yaratabilir.

Araştırmanın bir diğer dikkat çektiği konu, kendi kendine yetebilme konusu. YouTuba’da evde ekmek nasıl yapılır videolarından tutunda, evde kardiyo egzersizlerine kadar geniş bir yelpazede nasıl yapılır videolarından hepimiz faydalanmışızdır. Mesela bir spor markası, evde egzersiz konusunda işinize yarayacak içerikler paylaştığında, markaya olan sadakatiniz ve güveniniz artmaz mı?

Araştırmaya göre: Evde olduğumuz süreçte; dış dünya ile iletişim, eğitim, sosyalleşme gibi her konuyu dijital kanallardan yapıyor olmamız, dijitalleşmeye direnç gösteren kişilerde bile bu mecraların kullanılmasına ve hatta bazı uygulamalar için kişisel bilgilerini bile paylaşmalarına sebep oldu.

Tüketim:

COVID-19 ile birlikte artık risk almamaya ve güvenliğe daha çok önem vermeye başladık. Tüketim alışkanlıklarımız da değişti.

Ekonomik gündem, insanları daha tutumlu olmaya ve para biriktirmeye sevk etti.

Ayrıca toplumsal bir bilinç oluşmasına ve yerli malına önem vermeye de sebep oldu. Kendi kendine yetmeyi deneyimleyen tüketiciler, ülke olarak da buna yönelmeyi ve kendi ülkesinde üretim yapılmasını daha da önemsemeye başladı. Markalar için “made in” etiketleri çok daha önemli. Kendi atölyenizde ürettiğiniz bir ürününüz bu süreçte belki de büyük markalardan daha fazla fırsat yaratabilir.

İçerik üreticileri için, çalışmanın en önemli kısmı budur sanıyorum: İnsanlar evde kaliteli vakit geçirmeye ve ihtiyaçlarını karşılamaya yöneldi. Birçok platform bu süreçte bazı uygulamalarını ücretsiz olarak herkese sundu. Örneğin; ücretli olan downdog (yoga uygulaması), bu süreçte ücretsiz hizmet verdi. Bu tarz stratejiler markaları daha görünür yaparken, aynı zamanda hedef kitlesini de artırmalarına sebep oldu. Karantina sürecinde belki de en çok içerikler tüketildi.

İçeriklerimiz daha ulaşılabilir olursa, daha geniş bir müşteri kitlemiz olacaktır.

Beklentiler

Tüm bunların ışığında çalışmada da detaylı yer verildiği gibi, tüketicilerin birtakım beklentileri oluştu. Belki bazı beklentileri değişti.

Çalışmaya göre; COVID-19 sonrası müşteri tecrübeleri çok daha ön plana çıktı.

Çalışanlar şirketlerinden sağlık açısından onları güvende tutmasını beklerken, sahada çalışan personeller fiziksel açıdan koruma sağlayacak maske gibi malzemelerin teminini bekliyor. Tüketicilerin %95’i şirketlerin bu uygulamaları yapmalarını bekliyor.

Bununla birlikte, tüketiciler markalardan, kendilerini nasıl koruyacağını gösteren içerikleri ve uygulamaları bekliyor.

Tabi ki her zaman olduğu gibi, markaların hizmet ve ürün devamlılığını ayrıca markaların kendi aralarında ya da farklı sektörlerle iş birliği yaptığını da görmek istiyor.

Kriz süresinde kötü anıları olan tüketiciler, bu süreçte onlara iyi bir deneyim yaşatan markaları daha iyi hatırlıyor. Ayrıca markalar, pandeminin yol açtığı bu kötü duyguların olduğu ortamda, iyi hissettirecek uygulamalarla yer aldığında, tüketicinin takdirini kazanıyor.

Araştırmayı kendi yorumlarımı da katarak aktarmaya çalıştım. Özetle, müşterilerimizin dönemsel değişen ihtiyaç ve duygularını belirleyerek içerik/hizmet/ürün sunmamız gerekir. Aksi takdirde ürün odaklı satış yapmaya çalışan çok sayıda marka arasında farklılaşmak zor olacaktır. Bu nedenle müşteri ihtiyaçlarını doğru analiz ederek, onlara değer yaratmak tüketicilerle aramızda güçlü bir bağ yaratır.

Hadi bakalım, müşterilerimizin ihtiyaçlarına bir de bu açıdan bakalım mı? Değişmiş olabilir 😊

Sevgiyle…

Günümüzde birçok pazarlamacı içerik pazarlamasının (content marketing) önemi hakkında hemfikir.

Tüketiciler, ürün tanıtımı ya da reklamlarından ziyade; markaların anlattığı hikayelere ve ürettiği değerlere odaklanmış durumda. Bu durum içerik pazarlamasının daha dikkatli ve ilgi çekici yapılmasını gerektiriyor.

Peki önemi konusunda tartışmasız olduğumuz içerik pazarlaması için markalar planlama ve strateji oluşturuyor mu sizce?

Yakından tanıdığımız birçok marka, tüketicileriyle etkileşimde olmak ve onlara bir değer yaratmak için çeşitli yaratıcı içeriklerle karşımıza çıkıyor.

Content marketing denince ilk akla gelenlerden biri Coca Cola.

Özellikle pandemi süreci ve sonrasında “Tadını Çıkar” sloganına da atıfta bulunarak, bundansonraben etiketiyle tüketiciye, bundan sonra nelerin daha fazla tadını çıkaracağını sorarak, fikirlerini alıyor.

Popüler markalardan biri olan Starbucks ise; Mükemmel Bir Kahve Coffe Press’de Nasıl Demlenir?” gibi içeriklerle kahve severlere bilgiler verirken, güncel olarak sevilen Starbucks lezzetine kavuşanları sosyal medya gönderilerinde bir araya getiriyor.

Kozmetik sektörünün önde gelen markalarından M.A.C ise; tüketicilerini makyaj artistleriyle canlı yayında buluşturarak, sorularını cevaplıyor. Böylece tüketicinin aklındaki soruları cevaplamalarına yardımcı olarak, ihtiyaçlarına cevap veriyor.

Dove markasına baktığımızda ise; evde kişisel bakım tüyoları vererek, hedef kitlesinin uyguladığı yöntemleri soruyor.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. İyi bir içerik markanıza bağlı müşterilerinizi arttırarak, onlara bir değer sunma fırsatı verecektir. (Content Marketing Nedir? Neden Önemlidir?)

Sizlerin de “buraya eklense çok iyi olur” diye düşündüğünüz örnekler varsa, yorumlarda buluşalım 🙂

Keyifli çalışmalar…

Giderek önemi artan content marketing (içerik pazarlaması) tüketiciye ve markalara avantajlar sağlıyor. Bununla ilgili Content Marketing Nedir? Neden Önemlidir? Yazısına göz atabilirsiniz.

Gelelim başarılı bir içerik hazırlamanın püf noktalarına…

Hedef kitleyi iyi tanıyın, ihtiyaçlarını iyi belirleyin:

İyi bir pazarlama planı yapmışsanız, hedef kitleniz de belirlidir mutlaka. İşte bu ulaşmak istediğiniz kitlenin bir takım karşılanmayan ihtiyaçları olabilir. Hedef kitlenizin asıl ihtiyacını, bu ihtiyaçlara hangi duygusal motivasyonla ulaştığını ve onların özellikle dijital mecralardaki davranış stillerini bilirseniz, hangi konuda ve ne şekilde içerik oluşturacağınıza karar vermeniz de kolay olacaktır. Tüketici analizlerini yaparken; pazar araştırmaları, design thinking (tasarım odaklı düşünme) modelinde de kullanılan 7 neden yöntemini ya da müşteri yolculuğu gibi analizleri uygulayabilirsiniz.

İhtiyaca yönelik bir değer yaratın

Tüketicilerinizin ihtiyaçlarını belirlediniz. Peki bu konuda neyi bilmek onları memnun ederdi? Bu sorudan sonra işiniz daha da kolay çünkü ihtiyaca cevap verecek bir içerikle karşılarına çıktığınızda, onlardan da gelen yorum ve katkılarla yaratacağınız konuyu ve faydayı daha kolay şekillendirebilirsiniz.

İçeriğiniz basit, anlaşılır ve eğlenceli olsun

İçeriğinize karar verdiniz. Bundan sonra, hedef kitlenizin hoşuna gideceği tarzda basit ve anlaşılır bir dil kullanmaya özen gösterin. Ayrıca insanların kaliteli mizahtan hoşlandığını unutmayın. Onlara bir değer sağlarken bunu eğlenceli hale getirebilirsiniz. Eğlencenin dozuna yine hedef kitlenize göre karar verin…

İçeriği hedef kitleye hangi kanaldan ulaştıracağınızı belirleyin

Hedef kitlemiz en çok hangi dijital mecrayı kullanıyor? Onlara en kolay ve hızlı şekilde nasıl ulaşabileceğinize karar verin. Sosyal medya, blog, e-mailing vs.. seçeneklerini değerlendirin.

Kullanacağınız kanalın özelliklerine hakim olun

Ulaşacağınız mecraya karar verdikten sonra, bu mecranın özelliklerini çok iyi bilmeniz, müşterileriniz ile kuracağınız iletişimde size kolaylık sağlayacak ve aksaklıkları minimuma indirmenize yardımcı olacaktır.

Umarım bu şekilde, markanız başarılı content marketing (içerikpazarlaması) örnekleri arasında yerini alır…

Keyifli çalışmalar diliyorum…