Category

Ana Sayfa

Category

Dijital gelişmelerle birlikte iletişim kanallarının çeşitliliği herkesi birer içerik üreticisi haline getirdi. Sosyal medyada hemen hemen hepimiz çeşitli içerikler üretiyoruz. İçeriklerimizin beğenilmesi, yorumlar yapılması, paylaşılması bizler için mutluluk kaynağı haline geldi. Tabi bir de işin profesyonel boyutu var. Yani bir pazarlama stratejisi olarak da içerikler üretiyoruz. Hal böyle olunca akıllarda en çok yer eden soru ortaya çıkıyor: “Kaliteli içerik nasıl üretilir?”

Son zamanlarda belki sizlerin de aklından birçok defa geçmiştir “Kaliteli içerik nasıl üretilir?” sorusu. Hatta sadece aklımızdan geçmesi de değil, internette içerik ve içerik pazarlaması ile ilgili aramalarda en çok aranan da bu soru.

Neden İnsanlar Kaliteli İçerik Üretmek İstiyor?

Bu yazıyı okuyanlar olarak elbette hepimiz içeriğin önemini biliyoruz. Bahsettiğimiz gibi çok fazla içerik üretiliyor. Tabi ki bu kadar içeriğin arasında da bazıları çok fazla ilgi görüyor. Bizler de iyi bir içerik üreticisi olmak için kaliteli içerik üretimi peşine düşüyoruz doğal olarak.

Yani içerik yarışında öne çıkmak, takipçilerimize daha fazla fayda sağlamak, ürünümüzün satışını arttırmak, potansiyel müşterilere ulaşmak gibi birçok sebebi var bu arayışın.

Kaliteli İçerik Ne Demek?

Kaliteli içerik üretimi ile ilgili detaylara geçmeden önce “kalite” kelimesinden ne kast ettiğimizi iyi bilmemiz gerekiyor.

Bu konuda belki bazı mecralarda iyi bir SEO yönetimi, belki de sosyal mecraların algoritmalarını iyi kullanarak takipçi sayınızı arttırmak gibi çözümler karşınıza çıkabilir. Ancak ben konuyu içerik pazarlaması yönünden ele alarak, en başa, içerik pazarlamasının amacına geri götüreceğim şimdi sizleri:

İçerik pazarlaması neydi? Tanımlanmış bir hedef kitleye, fayda sağlayacak içerikler üreterek onları harekete geçirmek. Evet hedef kitleyi harekete geçirmek.

Eğer bir ürün satmıyorsanız, sadece farkındalık oluşturmak ya da sadece kendinizden bir şeyler paylaşmak istiyorsanız “Takipçilerim nasıl harekete geçecek?” diyebilirsiniz. İşte burada beğeniler, yorumlar, paylaşımlar devreye giriyor.

Ve bence kaliteli içerik nedir sorusunun cevabı, “etkileşimi bol içeriktir” olmalı. Hedef kitlemizle ne kadar çok etkileşimde olursak, paylaşımımız o kadar ilgi görmüş demektir. Ayrıca onlardan edindiğiniz bilgilerle de yeni içeriklerinizin daha ilgi çekici olması muhtemeldir.

Kaliteli İçerik İçin Püf Noktalar

Kalite konusunu tanımladıktan sonra gelelim bol etkileşimli içeriği nasıl oluşturacağımıza…

Önce daha stratejik tüyolardan başlayalım

  1. Hedef ve stratejilerinizi iyi belirleyin: İçerik pazarlaması ile ilgili yazılı stratejisi olan ve bunu bir zaman planı halinde detaylıca planlayan şirketlerin daha başarılı olduğu, ayrıca kriz zamanlarında daha hızlı ve esnek davranabildikleri gösterilmiş. Hatta artık sadece sosyal medyada içerik üretenler için yıllık içerik fikirleri bile bir sektör haline gelmiş durumda. Yani kaliteli içerik için önce bir stratejiniz ve bir planlamanız olmalı.
  2. Stratejinize uygun ve uzmanlık alanınızda bir içerik belirleyin: Seçtiğiniz içerik sizin çok iyi bildiğiniz bir konuysa, içeriğin kalite olmaması için bir sebep yok. Çünkü insanlar doğru bilgiyi arıyor. Konusuna hakim birinin ürettiği içerik kısa sürede dikkat çekecek ve takipçilerin güvenini kazanacaktır. Ayrıca konuya olan hakimiyetiniz takipçilerinizin sizinle iletişime geçmesini sağlayacak ve bu sayede etkileşiminiz de artacaktır.
  3. Hedef kitlenizi iyi tanıyın: Ürettiğiniz içeriğin stratejisi size uygun olabilir ancak takipçilerinize hitap eden bir kanaldan ya da onlara uygun bir dille üretilmiyorsa hedefinize ulaşmanız çok zordur. Bahsettiğiniz konu müşteri tarafından anlaşılmıyorsa bilginiz ne kadar iyi olursa olsun takipçi kazanmanız ve onlarla iletişime geçmeniz zorlaşacaktır. İnsanlar genellikle pozitif, eğlendiren ve aynı zamanda öğreten içerikleri daha çok seviyor. Siz de konunuzu daha eğlenceli hale getirip getiremeyeceğinizi bir kere daha gözden geçirin.

Stratejik Konulardan Başka Neler Var?

Temel stratejiyi iyi kurgulamak çok önemli olsa da kaliteli içerik üretimi için dikkat edilmesi gereken birkaç konu daha var:

  1. Özgün olun: Bilgiyi aktarırken kendi tarzınız olmalı. Sonuçta takipçileriniz o konuyu sizden duymak için sizi takip ediyor. Kendi ürettiğiniz fikirleriniz mutlaka olsun. Kendi tarzınızı yansıtın. Burada kendiniz de eğlenerek, konuya espriler katarak keyifli bir yaklaşım sergileyebilirsiniz. Doğal ve samimi davranın takipçileriniz hissedecektir.
  2. İçerik platformlarınızın dinamiğine dikkat edin: İçeriklerinizi bir ya da birkaç platformdan paylaşıyor olabilirsiniz. Ana mecranızı belirleyin ve bu mecrada çok yoğun ve güçlü içerik paylaşımı yapın. Ek olarak bir iki mecrada daha aktif olabilirsiniz. Bu mecraların özelliklerini ve dinamiklerini iyi öğrenin. Her platformun kitlesi ve özellikleri değişebiliyor. Bunları göz ardı etmeyin.
  3. Güçlü rakiplerinizi de inceleyin: Sizinle benzer konuda içerik üreten güçlü rakipleriniz size ilham verebilir. Onların paylaşımlarındaki etkileşimlerle hedef kitleniz hakkında da fikir edinebilirsiniz. Hatta belki rakiplerinizle ortak platformlarda, ortak projelerde bile yer alabilirsiniz.
  4. Görsellerinize özen gösterin: Yaptığınız paylaşımlarda görsellerinizin kalitesi ve anlattığınız konuyu iyi yansıtması önemli. Takipçileriniz ilk nakışta görsellerinizi beğenerek sayfanıza giriyor, daha sonra içerik detaylarınızı okuyor. Bu yüzden görselleri dikkatli seçin.
  5. Etkileşim için yorum yapmaya fırsat tanıyın: Yaptığınız paylaşımlar sonrasında takipçilerinize soru sorabilir ya da yorum ve beğenilerini talep edebilirsiniz. Küçük anketler de onlarla interaksiyonu sağlayan aktiviteler olabilir. Etkileşimde kalmak üzere onlara fırsat tanıyın.

Kaliteli içerik deyince en önemli gördüğüm konuları özetlemeye çalıştım. Bunları deneyenleriniz varsa geri dönüşler nasıl oldu? Sizin eklemek istedikleriniz var mı? Yorumlara yazabilirsiniz 😊

Etkileşimi bol paylaşımlara…

Sevgiyle,

İçerik pazarlamasının önemi ile ilgili birçok içerik görmüşsünüzdür. Son zamanlarda konuştuğumuz şeyler, içerik pazarlamasının ne kadar faydalı olduğu ve nasıl yapılacağı ile ilgili oluyor. Etkili bir içerik pazarlamasının püf noktalarına değiniliyor. Bu konu çok basit yapılabilirmiş gibi yazılıp çiziliyor. Ancak her konuda olduğu gibi tabi ki iyi bir içerik pazarlamasının da zorlayıcı tarafları var. Bu yazımda sizlere işte bu, hemen hemen tüm içerik pazarlamacılarının yaşadığı, zor taraflardan bahsedeceğim.

Bunlar: İçerik yaratımı, strateji, içerik kanalları, ölçümleme, bütçesel nedenler olarak sıralanıyor. Burada ilk iki konuyu detaylı ele almaya çalışacağım.

Geçmişte En Zorlayıcı Konular

Bundan 5 yıl önce, 2015 yılında Curata tarafından yapılmış bir çalışmada içerik pazarlamasının en zorlayıcı yanı “yetersiz kaynak” olarak tespit edilmiş. Kaynaktan kast edilen şeyler; zaman, bütçe, yeterli çalışan gibi faktörler.

Günümüzde ise şirketler bu alana çok fazla yatırım yapıyorlar. CMI tarafından geçtiğimiz günlerde açıklanan güncel çalışma sonuçlarına göre; çalışmaya katılan şirketlerin sadece %35’inde içerik pazarlamasına özel çalışan yok. Yani şirketler %65 oranında sadece içerik pazarlaması üzerine çalışan kişiler istihdam ediyor.

Geldiğimiz noktada artık içerik üretimine bolca kaynak ayrılmaya çalışılırken, şirketler bünyesine içerik üreticisi, sosyal medya yöneticisi, SEO yöneticisi, tasarımcı, içerik pazarlama yöneticisi, içerik pazarlama stratejisti gibi pozisyonları katıyor.

Peki Nedir Günümüzde Zorlayıcı Durumlar?

Günümüzde o kadar çok içerik üretiliyor ki, yıl öncesindeki zorlayıcı taraflar bile artık daha farklı.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, şu anda en zorlanılan alan “İçerik yaratımı”

Çalışmaya katılan kişilerin %63’ü içerik yaratma konusunda zorluk yaşadığını ve bu hizmeti %86 oranında dışarıdan temin ettiklerini belirtiyor.

Evet bir iş yönetimi, bir ürün yönetimi esnasında içerik üretimi için yeterli yaratıcılığı kendimizde bulamayabiliriz. Bunu dışarıdan destek alarak sağlamak çok mantıklı bir yöntem. Çünkü çoğu zaman bu konuda yaratıcı ekibi olan, teknik konulara hakim kişilerin çalıştığı bir ajans bu süreci daha iyi yönetilebiliyor.

Ancak yine araştırmalar gösteriyor ki; şirketler kendi içerikleri hakkında bilgi sahibi olan iş ortakları bulurken %69 oranında zorlanıyor. Sonrasında ise; bütçesel nedenler (%51) ve hedef kitleyi iyi tanımak ve empati kurmak (%43) ile ilgili sorunlar geliyor.

Burada aslında en başa dönmek gerek. İçerik belirlerken kendi uzman olduğumuz alan ve hedef kitlenin karşılanmayan ihtiyacının kesişim noktasını bulmak gerekiyor.

Ürününüzün bulunduğu alanda bilgi sahibi olduğunuzdan ve hedef kitlenizi iyi analiz ettiğinizden emin olduktan sonra, ihtiyaca yönelik, sizin değer üretebileceğiniz bir ana içerik konunuz olmalı.

Değerli İçeriği Nasıl Üretiriz?

Bu konuda değerli içerik üretmenin yolu, ürettiğiniz diğer içeriklerdeki etkileşimi iyi analiz etmek ve müşterilerinizi çokça dinlemekten geçiyor. Örneğin sizin daha önce gündeme getirdiğiniz bir konu, yeni müşterilerinizin hala merak ettiği bir şey olabilir. Ya da eski müşterileriniz için anlaşılamayan bazı noktalar olabilir.

Bir diğer yöntem olarak da; ürününüzle ilgili tecrübelerini aktaran kişilerin deneyimlerini iyi analiz edip, müşterilerin kendi aralarındaki diyaloglarından da anlık içerik ihtiyaçlarını tespit edebilirsiniz.

Yani ne kadar çok etkileşim, o kadar ihtiyaç tespiti anlamına geliyor.

Bir diğer konu ise; bilgi sahibi olduğumuz alan. Yani seçtiğimiz ana içerik konusu.

Backlinko’nun kurucusu Brian Dean

“Eğer tuvalet tamiri hakkında içerik hazırlamak isterseniz, bir metin yazarını değil bir tesisatçıyı işe almanız gerekir.”

diyor.

İşte içerik konumuzun uzmanlığımızla ilgili olması gerektiğini çok iyi açıklayan özet bir cümle. Evet, siz bir tesisatçı iseniz; müşteri ihtiyacı, onların gündemi, bu konudaki piyasa koşulları vs. gibi konular zaten sizin içeriklerinizi oluşturacaktır.

İçerik konunuz sizin uzmanlık alanınızla ilgili ise; günlük yaşantınızda size en çok sorulan sorular, en çok gelen yorumlar da bununla ilgili olacağından aslında bir bakıma piyasanın nabzını tutmuş olacaksınız. Bir içerik üreticisi iseniz, uzmanlık alanınızla ilgili konuştuğunuz, size sorulan her şey, detayları ile birlikte, size bir ya da birden fazla ana içeriğe hizmet eden konu olarak dönecektir.

İkinci Zorlandığımız Alan: Stratejik Konular

Çalışmalar içerik stratejisi olan (örneğin bir hedef, zaman planı, kanallar, içerik paylaşımı frekansları gibi), hatta bunu yazılı olarak yapan şirketlerin etkili ya da çok etkili olduğu ve kriz anlarında hızlıca değişiklik yapabildiklerini gösteriyor.

Dolayısıyla, kendi pazarlama planınızın yanı sıra, vizyon ve hedeflerinize uygun içerik pazarlaması stratejisi yapmanız son derece önemli. Evet etkileşimlere göre bir takım esnemeler tabi ki olacaktır ancak ürününüze hizmet edecek içerik konusunu belirlerken stratejinizi de iyi çalışmalı ve sağlam temellere oturtmalısınız.

Bir içerik pazarlaması stratejisi kurgularken; öncelikle kendi pazarlama hedef ve stratejilerinizi iyi ortaya koymak çok önemli.

Sonrasında hedef kitle analizi geliyor. Bu konuda empati haritaları, müşteri yolculuğu, personalar, pazar araştırmaları size yardımcı olacaktır.

Yukarıda bahsettiğimiz şekilde, uzman olduğunuz konu ile bu analizleri kıyaslayarak ihtiyaç duyulan içerik konusunu belirledikten sonra bir görev ve zaman planı yaparak stratejinizi tamamlayabilirsiniz.

Bizi en çok zorlayan iki başlığa detaylarıyla değinmeye çalıştım.

Etkili bir şeyler yapmak için çaba göstermek, iyi analizler yapmak, stratejiyi oluşturmak ve her şeyden önemlisi de bunların sürekliliğini sağlamak önemli. Bu içerik pazarlamasında da böyle. Ancak zorlandığımız zamanlar olsa da, güzel sonuçlar almak için sizce de buna değmez mi?

Siz bu araştırma sonuçlarına katılıyor musunuz? Zorlandığınız başka alanlar var mı?

Sevgiyle,

Pandeminin her şey üzerinde bir etkisi olduğu ve birçok şeyin artık eskisi gibi olmayacağı hep konuşuldu. Müşteri yolculuğunu, değişen müşteri beklentilerini analiz ettik. Bazı şirketler bununla ilgili strateji değişikliklerine gitti. Peki pandeminin içerik pazarlamasına da etkisi oldu mu? Bu sorunun cevabı, evet. Bu yazımda “Content Marketing Institute” tarafından geçtiğimiz hafta yayınlanan ve 2021 için iç görüler içeren “11th Annual B2B Content Marketing, Benchmarks, Budgets and Trends” raporundan ilgi çekici kısımları paylaşmak istedim.

Yazılı Stratejisi Olan Şirketler Daha Başarılı

Çalışmadaki tüm katılımcılar ile en başarılı olan katılımcıların verdiği cevaplar arasında en büyük fark; yazılı içerik pazarlama stratejisi hakkında. En başarılı şirketlerin %60 oranında yazılı stratejisi var, tüm katılımcılara bakıldığında bu oran %43.

Ayrıca başarılı şirketlerin belirli bir zaman planı ile hareket ettiği de çalışmada gösterilmiş. En başarılı şirketlerin %80 oranında bir zaman planı varken, daha az başarılı şirketlerin zaman planını %50 oranında yaptığını görüyoruz.

Başarılı şirketlerin pandemide %93 oranında hızlı hareket ettiğini, bu oranın daha az başarılı şirketlerde %62 olduğunu ve bu değişikliklerin başarılı şirketlerde %94, az başarılı şirketlerde %51 efektif olduğu yine çalışmanın sonuçları arasında.

Burada öncelikle ortaya çıkan sonuç, yazılı içerik pazarlaması stratejisi olan şirketler hem daha başarılı oluyor, hem de pandemi gibi büyük krizlerde bile hızlı ve etkili hareket edebiliyor. Daha önce de önemine vurgu yaptığımız gibi, içerik pazarlamasını başarılı yapan en önemli kriter yazılı bir stratejinin olması.

Bununla beraber B2B pazarlamacılarının %79’u şirketlerinde bir içerik pazarlaması stratejilerinin olduğunu ve pandemi döneminde stratejilerinde %70 oranında majör ve ortalama değişiklikler yaptıklarını söylüyorlar.

“Pandemi neleri değiştirmedi ki?” dediğinizi duyar gibiyim. Değişen koşullarla birlikte içerik pazarlaması stratejilerinin de değişmesi kaçınılmaz ve aynı zamanda da başarıya götüren bir sonuç.

Şirketler Pandemi Sırasında Neleri Değiştirdi?

Öncelikle burada şirketlerin pandemiye tepki verme hızı analiz edilmiş.

Şirketlerin pandemiye tepki verme hızıyla ilgili olarak, % 83’ü içerik pazarlamasında hızlı değişiklikler yaptıklarını söylüyor. % 80’i değişikliklerin etkili olduğunu düşünüyor ve % 86’sı bazı değişikliklerin öngörülebilir bir şekilde gelecekte de devam edebileceğini düşünüyor.

Tepki Vermek Derken Ne Yaptılar?

Aslında değişen müşteri ihtiyaçları, beklentileri ve davranışlarına da bakarsak, müşteriler markalardan şeffaf ve net, değerli içerikler görmeyi, evde kendi kendine yetebilmeyi gösteren “Nasıl yapılır?” tarzı içerikleri paylaşmalarını bekliyor. Pandemi sonrasında tecrübe paylaşımının öneminin giderek arttığını ve dijital platformlara yatkınlığın bir anda çok ilerleme kaydettiğini söyleyebiliriz.

Bu durumda şirketler de bunlarla uyumlu olarak en çok hedefleme/mesaj stratejisini değiştirdi. Hangi hedef kitleye hangi mesaj verilmeli? Müşterilerin beklentisi ne yönde? Bu sorular pandemiye göre tekrar analiz edilerek, buna uygun mesajlar iletilmeye başlandı.

Rapora göre; hedefleme/mesaj stratejisi %70 değişirken, editoryal takvim %64, içerik dağıtım stratejisi ise %53 değişti.

Pandemi döneminde bazı kanalların popülaritesinin arttığını, bazılarının azaldığını hepimiz gözlemledik. Şirketler buna göre içerik kanallarını da gözden geçirmekte çok haklılar.

Şirketler Hangi Kanalları Kullandı?

B2B pazarlamacılarının kullandığı ilk üç organik içerik dağıtım kanalı sosyal medya platformları (% 89), e-posta (% 87) ve şirketlerin web sitesi / blogu (% 86).

Değişen iki ana faktör var. Bunlar bir önceki yıla göre bir miktar farklılık göstermiş.

  1. Yayınlarda konuk gönderi / makale kullanımı % 48’den % 38’e düştü.
  2. Medya / influencer ilişkilerinin kullanımı % 34’ten % 24’e düştü.

Burada influencer kullanımın azalmasının sebebi sizce ne olabilir? Bana sorarsanız müşterilerin kendi deneyim paylaşımı daha ön plana çıktı. Ayrıca şirketler kendi markaları kanalıyla daha fazla etkileşim odaklı içerik paylaşmaya başladılar.

Şirketler/Markalar içeriklerini en çok blog ve kısa makaleler şeklinde paylaşıyor. Bu kanal geçen yıl da en üst sırada yer almıştı. Bu konuda önemli bir değişiklik olmazken, sizin de tahmin edeceğiniz aşağıdaki konularda pandemi etkisi gösterdi. Bu yılki en büyük değişiklikler:

  1. Yüz yüze etkinlik kullanımı % 73’ten % 42’ye düşürüldü.
  2. Sanal etkinlikler / web seminerleri / çevrimiçi kursların kullanımı % 57’den % 67’ye yükseldi.
  3. Canlı yayın içeriği kullanımı% 10’dan % 29’a çıkarıldı.

Araştırma da gösteriyor ki, şirketler / markalar içerik pazarlaması ile ilgili yoğun çalışmalar yapıyor ve kaynak kullanıyorlar. Peki sizce başarılı oluyorlar mı?

Şirketler İçerik Pazarlamasında Neleri Başarıyor?

Tüm katılımcıların verdiği en popüler cevap; marka farkındalığı.

Katılımcılar  içerik pazarlamasının %87 oranında marka farkındalığı yarattığını, %81 oranında müşteri güvenini sağladığını ve %79 oranında ise hedef kitlenin eğitimine katkı sağladığını belirtmişler.

Yukarıda bahsedilen konular, bir markanın ulaşmaya çalıştığı en önemli hedefidir aslında. Katılımcılar bu konularda içerik pazarlamasından fayda sağladıklarını belirtiyor. İşte size bir tecrübe paylaşımı 😊

Şirketlerini başarılı bulan katılımcıları da analiz edersek:

Çalışmaya göre; pandeminin dört ayında, B2B pazarlamacılarının % 31’i kuruluşlarının son 12 ayda içerik pazarlamasında son derece başarılı veya çok başarılı olduğunu düşünüyor.

Uzun lafın kısası; içerik pazarlaması stratejisi olan ve bunu yazılı ve takvimsel olarak da planlamış şirketler değişikliklere ve krizlere daha çabuk adapte olurken, başarısını da arttırıyor.

Değişen koşullara göre içerik stratejisinde değişiklikler yapılabiliyor ve kanallara olan talebe göre revizyonlar yapılabiliyor. Önemli olan, gelecek yıllarda da çok gündemde olacak iki konu; çevik ve esnek olabilmek.

Bununla beraber araştırma 2021 için 2 iç görü veriyor.

2021 Yılında İçerik Pazarlaması

Araştırmaya göre katılımcılar, %15 oranında majör ve  %50 oranında ortalama olacak şekilde, içerik pazarlaması başarısının uzun dönemde pandemi sürecinden etkileneceğini düşünüyor.

Yani pandemi dönemindeki çalışmaların uzun dönemde etkisi olacağını düşünüyorlar ve bence de bu konuda haklılar. Pandemi döneminde kendisine fayda sağlayan markaların kullanımına pandemi sonrasında da devam eden birçok insan tanıyorum…

Bir diğer 2021 iç görüsü ise; içerik pazarlamada %70 oranında içerik oluşturma ve %66 oranında web sitesi geliştirmeleri yapılacağı tahmin ediliyor.

Özetle, son yılların önemli pazarlama türlerinden biri olan içerik pazarlaması etkisini artırarak gündemimizde yer almaya devam edecek.

Sizler de 2021 planlarını yaparken, yazılı bir içerik pazarlama stratejisi hazırlamayı düşünüyor musunuz? Yoksa çoktan yaptınız mı?

Sevgiyle,

Eğer siz de benim gibi değişik lezzetler denemekten hoşlanan ve gittiğiniz ülkelerde üst düzey bir yemek deneyimi yaşamak isteyenlerdenseniz Michelin Yıldızı olan restoranları mutlaka araştırmışsınızdır. Yemek sektörünün en önemli değerlendirme merkezlerinden biri olan Michelin Yıldızı, Michelin Rehberi’nde en çok restoran bölümünün ilgi çekmesiyle oluşmuştur. Aslında bir lastik markası Michelin’in içerik pazarlaması stratejisinin bir ürünü olan Michelin Rehberi markaya prestij katmaya devam ediyor. Bizler de “Michelin: İçerik Pazarlamasında Bir Başarı Hikayesi” olarak ilham almaya devam ediyoruz.

Michelin 1889’da Fransa’da 3.000’den az otomobilin bulunduğu bir şehirde kurulan lastik şirketi. Tabi ki her şirket gibi daha fazla satış yapma ve büyüme hedefi olan bir şirket. Küçük bir şehirde, az aracın bulunduğu bir ortamda pazarını büyütmek için Michelin kendisine “araç satışını artırmak ve böylece daha fazla lastik satmak” vizyonunu edinmişti.

Bildiğiniz gibi pazarlamada vizyon koymak son derece kritik. Bu vizyonun cesur ve öngörülü olması başarıda çok önemli. İşte Michelin de sadece lastik satmak değil, daha fazla araç satılmasını sağlamayı hedeflemişti.

Bu hedefine nasıl ulaşabilirdi? Tabi ki, daha fazla sürücüyü yola çıkmaya teşvik ederek!..

İşte Michelin İçerik Pazarlamasında Başarı Hikayesi Burada Başlıyor…

Michelin sürücülerin yola çıkmak ve deneyim edinmesini sağlamak için başarılı bir içerik pazarlaması yapıyor. İçeriklerini belirlerken, empatiyi iyi yaptıkları ve müşteri yolculuğunu çok iyi analiz ettikleri aşikar. Çünkü sürücülerin yol boyunca nelere ihtiyacı olabileceğini tasarlayıp; harita, benzin, lastik değişimi, konaklama, restoran, günün maceraları gibi içeriklerden oluşan 400 sayfalık küçük kırmızı rehberi, 1900 yılında, sürücülere ücretsiz dağıtmaya başlıyor.

İçerik pazarlamasının amacı olan, hedef kitleyi harekete geçirmek için sizce de teşvik edici bir yöntem değil mi? Michelin daha fazla sürücüyü yola çıkmaya ikna etme amacına ulaşıyor ve bu rehberi 20 yıl ücretsiz olarak, içeriklerini güncelleyerek, şoförlere ulaştırıyor.

1920 yılında artık ücretle satışına başladığı yeni Michelin Rehberi yoğun ilgi görmeye devam ediyor. Bu rehberde en etkileşimi yüksek kısım ise restoranlar oluyor.

İçerik pazarlamasında ve pazarlamanın günümüzde uygulanan şeklinde etkileşim çok önemli. Hedef kitlenizden aldığınız yorumlar, fikirler içeriklerinize yön veriyor. İşte Michelin de hedef kitlenin ilgisine kayıtsız kalmayarak, kimliği belirsiz “Restoran Müfettişleri”ni bu sayede işe alıyor.

Bu müfettişler, restoranları ziyaret ederek onlara yıldız veriyor. Böylece 1926’da yıldız sistemi ve 1936’da da yıldız sıralama kriteri devreye giriyor.

Rehber 20.yy’da en çok satanlar arasında ve günümüzde 30.000’den fazla restoranı değerlendiriyor.

Michelin Neden En Başarılı Örneklerden Biri?

Bir lastik markasının, hedef kitlesinin ilgisine göre ortaya koyduğu içerik pazarlama hikayesi hala en başarılı örnekler arasında ilk akla gelenlerden biridir. Bunun sebebi, sadece satışlarını artırmakla kalmayarak, hedef kitlesine farklı bir değer sunan, onlarla etkileşime girebilen ve ihtiyaca yönelik güçlü bir içerik ürünü olan rehberiyle de akıllara kazınmış olması. İşte içerik pazarlaması doğru yapıldığında nerelerden başlayıp, nerelere ulaşabileceğinizin capcanlı bir örneği.

Michelin günümüzde faydalı içerikleriyle sosyal medyayı da çok iyi kullanmaya devam ediyor. Sosyal medya kanallarında birçok gurme, şef, lezzet düşkünü tarafından takip edilen ve “Michelin Yıldızı Nasıl Alınır?” diye kafa yorup, çaba gösteren herkesin ilgi odağı.

Tabi ki Michelin Yıldızı almış şeflerin gururla kendilerini ifade etmesi de ilgili kişileri bu yıldızı almak için çaba göstermeye sevk ediyor. Aşağıdaki videoda güzel bir örneğini izleyebilirsiniz.

Başarılı bir içerik pazarlaması stretejisi izleyerek bizlere ilham olan Michelin’in günümüzdeki şirket vizyonu; sürüş, turizm ve unutulmaz deneyimler arayışını herkes için erişilebilir kılmak.

Son dönemde müşterilerin tecrübe yaşamaya ve paylaşmaya önem verdiklerini düşündüğümüzde, sadece şoförler için değil, herkes için deneyim yaşatma vizyonuyla Michelin hem hedef kitlesini artırmış hem de güncel bir amaç belirlemiş.

Bence Michelin Rehberi, Michelin Yıldızı daha uzun yıllar başarılı içerik pazarlaması örnekleri arasında olmaya devam edecek gibi görünüyor. Siz ne dersiniz?

Sevgiyle,

İçerik pazarlamasının son yıllarda ne kadar önemli olduğunu ve artık iyi içeriğin olmazsa olmaz olduğunu hep konuşuyoruz. İçerik pazarlamasının sadece son yıllarda değil de, belki de çok eskiden beri kullanılmakta olan bir yöntem olabileceğini hiç düşündünüz mü? Eski içerik pazarlaması örnekleri ile beraber bana sorarsanız içerik üretimi masallara dayanıyor…

İçerik pazarlaması dediğimiz kavram aslında pazarlamanın temellerinden biri. Tanımı son yıllarda yapılmış olsa da, eskiden beri pazarlamacıların kullandığı bir yöntem. Çünkü bir müşteri ihtiyacından doğan ve bu ihtiyacı karşılamaya yönelik yapılan aktiviteleri/içerikleri barındırıyor.

Eski İçerik Pazarlaması Örnekleri

İçerik pazarlamasının ilk örneklerinden biri olarak hep Michelin lastiklerinin örneği verilir. Michelin, bildiğiniz gibi, bir lastik firması ve özellikle de uzun yol şoförlerinin tercihi. Michelin 1900 yılında sürücüler için, konaklamadan restoranlara güvenli sürüşten araba bakımına kadar pratik bilgileri içeren ve herkes tarafından rahatlıkla anlaşılabilecek semboller kullanarak 400 sayfalık bir rehber hazırladı.

Başka bir çarpıcı örnek de Edison’dan. Evet doğru okudunuz…

Edison ampulü keşfetti ve herkes onu kullanmaya başladı sanıyorsanız, yanıldınız 😊

Edison, elektrikle aydınlatmayı sağlayacak alt yapıyı inşa etmeye çalışırken dönemin gaz şirketleri elektriğin güvensiz olduğu iddialarında bulunarak pazarlarını korumaya çalışıyorlardı. Edison, şirketi üzerindeki bu tehdidi içerik pazarlaması yardımıyla aştı. Bunu, elektrikli aydınlatmanın faydalarını ve gaz aydınlatmanın risklerini anlatan akıllı bir içerik stratejisi geliştirerek sağladı. 1882 yılında “Edison Electric Lighting Company Bulletin.” adıyla bir dergi yayınladı.

Geçmişe ait örnekleri çoğaltmak mümkün. Peki sizce bu çalışmaların örnek gösterilecek şekilde başarılı olmasının sebebi nedir?

Bence içerik pazarlamasının başarılı olmasını sağlayan en önemli sebep, ihtiyaçtan doğması ve içerik üreticisinin tam da bu ihtiyaca karşılık gelecek güçlü içerikler oluşturması.

Masallarda İçerik Pazarlaması

Şimdi sizlere bir masal anlatacağım. Hepinizin bildiği bir masal aslında ve iddialara göre “İncil’den sonra dünyada en çok yaygınlaşan kitap”: Binbir Gece Masalları

Anlatacağım masal Şehrazad’ın hikayesi…

Fars kralı Şah Şehriyar Hindistan ile Çin arasındaki bir adada hüküm sürer. Şehriyar karısının kendisini aldattığını öğrenir ve öfkelenir, tüm kadınların sadakatsiz, nankör olduğuna inanmaya başlar. Kadınlardan intikam alma düşüncesiyle önce karısını öldürtür, sonra da vezirine her gece kendisine yeni bir hanım bulmasını emreder. Her gece yeni bir gelin alan Şehriyar, geceyi hanımıyla geçirdikten sonra tan vakti hanımını idam ettirir. Bir süre bu böyle devam eder. Vezirin akıllı kızı Şehrazad bu kötü gidişata son vermek için bir plan kurar ve Şehriyar’ın bir sonraki eşi olmaya aday olur. Evlendikleri geceden başlayarak, kardeşi Dünyazad’ın hikâye dinlemeden uyuyamadığını söyler ve her gece Dünyazad’ın da yardımıyla çok güzel ve heyecanlı hikâyeler anlatmaya başlar ama tam şafak vakti geldiğinde, hikâyenin en heyecanlı yerinde, hikâyeyi anlatmayı keser. Hikâyenin sonunu merak eden Şehriyar, Şehrazad’ın hikâyeye ertesi gece devam edebilmesi için, o gecelik Şehrazad’ın idamını erteler. Her gece bir önceki masalın devamını anlatıp yeni bir hikâyeye başlar ve yine tam tan vakti hikâyenin en heyecanlı yerinde anlatmayı bırakır. Sona gelindiğinde, Şehrazad üç erkek çocuğu doğurmuştur ve evliliklerinden uzunca bir süre geçmiştir. Kralın kadınlara olan öfkesi ve kötü düşünceleri dinmiş, Şehrazad’ın sadakatine inanmıştır.

Masalın Kahramanı Şehrazad çok iyi bir içerik üreticisi…

İlgi çekici, merak uyandırıcı, etkileşimi yüksek ve takip etme isteği uyandıran içeriklerle her gün gündem olmayı başarıyor. Böylece kralın güvenini ve sadakatini kazanıyor.

İçerik pazarlamasında yapmak istediğimiz şey de tam olarak bu değil mi? Müşterilerimizin güvenini kazanmak, etkileşimle birlikte onları harekete geçirebilmek.

Binbir Gece Masalları neden bu kadar popüler?

  1. 8. yüzyılda Abbasi Halifesi Harun Reşid zamanında Bağdat önemli bir kozmopolit şehirdi; İran, Çin, Hindistan, Afrika ve Avrupa‘dan gelen tüccarlar ile dolup taşmaktaydı. Bu dönemde, şehrin kültürel yapısı da gelişmiş, Arap kültürü, özellikle diğer Doğu kültürleriyle harmanlanmıştı. Binbir Gece Masalları’ndaki hikâyeler işte bu dönemde, halk hikâyeleri olarak ortaya çıkmıştır. Yani kendiliğinden oluşmuş bir topluluk var ve topluluğun gündemi ve talepleri içeriği belirlemiş aslında. Aynen sosyal medyadaki topluluklar ve onların gündemi gibi.
  2. Sanat eserlerine bile ilham kaynağı olmuştur. Yani öyle bir etki yaratmış ki, okuyucu ya da dinleyicide harekete geçme isteği uyandırmış. Biz pazarlamacılar da ürettiğimiz içeriklerle müşterilerin harekete geçmesini sağlamak istemiyor muyuz?
  3. Bu masalların hiçbiri kendi içinde başlayıp bitmez, masalların arasında bağlantılar vardır. Biz bir içerik pazarlama stratejisi oluştururuz ve ürettiğimiz içerikler ana strateji ile uyumludur. Yani her içerik aynı stratejiye hizmet eder.
  4. Binbir Gece Masalları’nda “masal içinde masal” yöntemi vardır. Tüm bu masallar hem bağımsız hem de bir bütün olarak değerlendirilebilir. İçeriklerimiz de böyledir. Her içerik farklı olsa da, temelde markaya ve stratejilerine hizmet eder.
  5. Masallarda tek bir anlatıcı vardır: Şehrazad. Şehriyar ve okurlar ise dinleyen konumundadır. Şehrazad masalları anlatırken dinleyenlerde merak uyandırır, masalları en heyecanlı yerlerinde keserek dinleme eyleminin devamlılığını sağlar. Bu da aslında yazılı edebiyattan da eski olan sözlü edebiyat geleneğinin bir göstergesidir. Bin bir gece boyunca masal anlatsa, dinleyenleri uykusuz bıraksa bile bir şekilde ilgiyi canlı tutmaya ve kendini dinletmeye devam etmektedir. Bu da Şehrazad’ın bana göre başarılı bir içerik üreticisi olduğunu gösterir 😊

Özetleyecek olursak;

İçerik pazarlaması çok eskilere dayanır. Günümüzde çok daha popüler olmasını sağlayan ise dijital kanalların hedef kitlemize ulaşmayı kolaylaştırması. İyi içerikle müşterilerimizde merak uyandırmak, ilgi çekmek, etkileşimi ve hareketi sağlamak ve böylece devamlılığı ve güveni kazanmak son derece mümkün. Yeter ki masaldaki Şehrazad gibi güçlü içerikler üretebilelim.

Sevgiyle…

Kaynaklar:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Binbir_Gece_Masallar%C4%B1

https://oggito.com/icerikler/binbir-gece-masallari-neden-onemlidir/35935

Günümüzün en önemli inovasyonları nedir diye sorsam eminim hepimiz mobil internet, bulut teknolojileri, robotlar teknolojisi gibi örnekleri söyleriz. Son yıllarda dijital anlamda birçok yenilik var ve günümüzde dijital teknolojik gelişmeler üst düzeylere ulaşmış durumda. Ortaya konan bu yenilikler çoğu iş modelinde değişikliğe sebep oldu, olmaya devam ediyor. Pazarlama da bu gelişmelerden nasibini alıyor. Dijital pazarlama kavramı son dönemlerde herkesin konuştuğu bir konu. Sizce geleneksel pazarlama tamamen yok mu oldu, yoksa dijital pazarlama ile birlikte değişip güçlendi mi?

Pazarlama hayatın her alanına yansıyan bir konu aslında. Ancak biz burada bir ürün pazarlamaktan yola çıkacak olursak, pazarlamanın değişimi ile ilgili şunları söyleyebiliriz:

Önceleri ürün merkezli bir pazarlama vardı. Yani sadece ürün özelliklerinin insanlara duyurulması ile yapılan bir pazarlamaydı.

Sonraları müşteri merkezli yaklaşımlar başladı. Müşterilerin isteklerine kulak vererek çalışmalar yapıldı. Daha sonrasında bu yaklaşım, insan merkezli pazarlamaya doğru evrildi.

Şimdi ise insanlarla hem online hem de offline etkileşim sağlayan hibrit bir modelden bahsediyoruz. Yani pazarlamadaki önemli bazı unsurların değişmeden kaldığı ancak dijital teknolojilerden de faydalandığımız bir pazarlama modeli gelişti.

Dijital Pazarlama Geleneksel Pazarlamaya Ne Katkı Sağladı?

Burada başlıktaki soruyla ilgili kendi fikrimi belirtecek olursam; sadece dijital pazarlamanın yeterli olmadığını ve geleneksel yöntemlerle birlikte uygulandığında daha verimli sonuçlar alındığını söylemek isterim. Dijital pazarlama ise müşterilerle birlikte hareket edebilmemizi sağladı. Nasıl mı?

Geleneksel yöntemlerde müşterileri segmentlere ayırmak vardı ve pazarlamacılar bu segmentlere göre hedef ve strateji belirliyordu. Pazar araştırmalarıyla piyasanın nabzı bir nebze tutulsa bile, eskiden müşterilerle günümüzde olduğu gibi sürekli bir etkileşim olduğunu söyleyemeyiz. Şimdi ise; dijital teknolojilerin ve sosyal medyanın etkisiyle müşteriler ürünle ilgili her sürece dahil olabiliyor. Tecrübelerini birbirleriyle paylaşıp, bir marka ile ilgili topluluklar bile oluşturabiliyor.

Bu topluluklar markalara güvenmek istiyor. Onların şeffaf ve samimi olmasını bekliyor. Hatta bu topluluklar, samimiyet göremediği bir markayı yine hızlıca organize olarak dışlayabiliyorlar.

Yani özetle, artık pazarlamacıların segmente ayırarak belirlediği müşterilere tek taraflı bir yaklaşım değil; müşteriler tarafından oluşturulan topluluklara, onların izin verdiği ölçüde dahil olarak, onlarla birlikte bir değer üretme aşamasına gelmiş durumdayız. Bildiğiniz gibi bunu çok büyük oranda içerik pazarlaması ile yapabiliyoruz.

Neler değişti, neler aynı kaldı?

Öncelikle geleneksel pazarlamada 4 ana konudan bahsedilir. Bunlara 4P diyoruz. Yani ürün, fiyat, yer ve tutundurma. (Product, price, place, promotion)

Bu konulara detaylarıyla girmeyeceğim ancak şunu söyleyebilirim ki her aşamada müşteriler işin içine dahil olabiliyor. Örneğin, onların ihtiyacına yönelik bir ürün geliştirirken müşteri talepleriyle ürün farklılaştırılabiliyor, ya da fiyatta esneklikler yapmak gerekiyor. Dijital dünya ile beraber bu ana unsurlar değişmedi, hatta bu unsurların iyi planlanması satış sürecini daha kolaylaştırır. Değişen şu ki artık bu konularda bile markaların esnek davranması ve müşterileriyle olan etkileşimlerine göre hareket etmeleri gerekiyor.

Philip Kotler, Pazarlama 4.0 kitabında şunu söylüyor:

Pazarlama karması kavramı müşteri katılımı artıracak şekilde gelişme gösterdi. Bu yüzden pazarlama karması, 4P, 4C olarak yeniden tanımlanmalıdır. Ortak yaratım, döviz kuru, topluluğun harekete geçirilmesi ve sohbet. (co-creation, currency, communal activation, conversational)

Dikkat ederseniz, ürün yerine birlikte yaratma, fiyat yerine kurlar, yer yerine topluluğu harekete geçirme ve tutundurma yerine de sohbet var.

İçerik pazarlamasında bizler hedef kitlemizle etkileşim kurmak için stratejiler belirliyoruz. İşte tam da bu sebeplerden yani hitap ettiğimiz topluluğu sohbete ve hareket etmeye yöneltmek için.

Yani işin özünde ana unsurlardan olan, markanın stratejisi, imajı, pazarlama karmasının iyi planlanması geleneksel pazarlamanın vazgeçilmezi olarak karşımıza çıkıyor. Değişen ise pazarlama karmasının müşterilerle ortak hareket edilerek esneyebilmesi.

Müşterilerle Takım Olmak

Bizler kurumsal hayatta takım çalışmasına çok önem veririz. Takımla birlikte bir şeyleri başarmak, herkesin katkısını özgürce sunabileceği ve birlikte çalışmaktan keyif alacağımız ortamlar yaratmak son derece önemlidir.

Ben dijital pazarlama ile birlikte gelişen yeni yaklaşımı müşterilerle bir takım olmaya benzetiyorum. Markalar müşterileri ile iyi bir takım olup, güçlü bağ kurduklarında, müşteriler o markanın en güçlü savunucusu haline gelebilir ve kendi sevdiği, tercih ettiği markanın başarısından da mutlu olabilir.

Yani sözün özü; pazarlamanın temeli olan, müşterilerin ihtiyacına yönelik ürünler üretip pazarda kendi stratejimizle farklılaşarak hedef kitleye ulaşmak eskiden tek yönlü (sadece pazarlamacıların yönettiği) bir süreç iken, şu an artık müşterilerle kol kola, daha empatik, daha sohbet odaklı bir sürece dönüşmüştür.

Sadece geleneksel ya da sadece dijital yaklaşım yetersiz kalacaktır. Geleneksel temellere, dijital pazarlama eklenerek müşterileri işin içine daha çok almak, onların marka sadakatini çok daha fazla arttıracaktır.

Şimdi müşterilerinize bir de takım arkadaşlarınız gözüyle bakın. Bakalım size markanız hakkında nasıl fikirler verecekler?

Sevgiyle,

Hikaye anlatımı son dönemlerin popüler konusu. Birkaç yıldır hikayeler ve hikaye anlatıcılığı konularında çok şey yazıldı, konuşuldu. Pazarlamacılar olarak da hepimizin ilgi alanı haline geldi. Ancak biz biliyoruz ki bu konu aslında yeni değil, tam tersi insanlığın birçok hayati konudan önce öğrendiği bir kavram. İnsanların henüz mağaralarda yaşadığı dönemde bile hikayeler vardı. Duvarlara resim çizerek anlatılan hikayeler, hayaller de kurdurarak, insanlığın gelişmesinde büyük rol oynamıştır.

Sizce hikayeleri bu kadar etkili yapan nedir?

Hikayeler beynimizin düşünce yapısına çok uygundur. Beynimiz belirsizliklerden hoşlanmaz. Hikayelerde biliriz ki; sorunun sonunda bir çözüm vardır. Bu yapının bizim içerik pazarlaması stratejimizde de olması gerekir. Çünkü içerik pazarlaması da müşterilerimizin sorunlarına ya da ihtiyaçlarına sunduğumuz bir çözümdür.

Burada tekrar içerik pazarlamasının amacına baktığımızda; tüketiciye fayda sağlayacak bir değer üretmek, onları harekete geçirmek ve müşterilerimizle etkileşim kurmaktır.

Bütün bunları içeriklerimizde anlatacağımız hikayemizle yapabiliriz. Her şeyden önce sunduğumuz ürün ya da hizmetin yani markamızın bir hikayesi olmalı. Bu hikaye bizim tutkumuzu, amaçlarımızı, nasıl bir değer kattığımızı, fark yarattığımız noktaları hedef kitlemizin benimsemesine olanak sağlar. Hikayeler sayesinde onlarla güçlü bir bağ kurabiliriz. Ayrıca markamızı bir insana dönüştürüp, onu müşterilerimizin gözünde “bizden biri” yapabiliriz.

İçeriklerimizle hikaye anlatmak bize ne sağlar?

Hikayeler duygulara hitap eder.

İnsanlar bir şeylere karar verirken beyinde mantık ve mantık dışını etkileyen bölgelerle düşünür. Sadece mantığa yönelik yani ürün fiyatı, özelliği vs gibi konular karar vermede yeterli değil. Yeterince etkili bir içerik de değildir. Mantık dışına yani duygulara da dokunmak gerekir.

İşte burada hikayeler bize yardımcı olur. Hikayeler bizlere sadece bilgi değil, aynı zamanda tecrübe de sunar. Bir hikayeyi dinlediğimiz zaman, hayal gücümüz tetiklenir. Hayal gücü ile edindiğimiz deneyim gerçek tecrübe gibidir. İçerik pazarlamasında da tecrübe paylaşımının ne kadar önemli olduğu yapılan araştırmalarda da gösterilmiştir. (Bunun için COVID-19 sonrasında müşteriler yazıma göz atabilirsiniz)

Böylece hedef kitlemizle bir duygusal bağ kurarak onları harekete geçirebiliriz.

Hikaye dinleyen insan iletişime açıktır.

İnsanlar hikaye dinlerken çatışmaya ya da itiraz etmeye yönelik değil tam tersi bağ kuran, anlam arayan, empati kuran bir hale bürünür. Bu da müşterilerimizle etkileşimi arttırıp onları daha iyi anlamamız için son derece önemlidir.

Kısacası hikayeler hedef kitlemizle aramızdaki bariyerleri kaldırır.

Hikayeler daha fazla akılda kalır.

Günümüzde hepimiz birçok mesaj görüyor ve duyuyoruz. Dikkatimiz çok fazla konuya odaklanabiliyor. Ya da aynı ürün grubu için aynı şeyleri görüyoruz.

Müşterilerimizin dikkatini çekmek, fark yaratmak için hikayeleri kullanabiliriz. Hikayeler müşterilerinizin aklında, sadece ürün bilgisi vermeye kıyasla, 22 kat daha fazla yer edinmenizi sağlar*

Müşterilerinizin aklında nasıl kalmak istiyorsanız, hikayelerinizi de buna göre oluşturmanız gerekir.

İyi hikayeler paylaşılır.

İçeriklerinizde insanların hoşuna giden bir konu anlattıysanız, müşterileriniz de bunu kendi çevresiyle paylaşacaktır. İçerik pazarlamasındaki amacımız etkileşimi arttırmak, müşterilerin kendi tecrübelerini etrafıyla paylaşmasını sağlamak olduğuna göre; marka bağlılığı yaratma konusunda hikayeler içerik üreticilerinin en sevdiği araçlardan biri haline gelmiştir.

Madem ki hikayelerin bu kadar faydası var, içeriklerinizi hazırlarken iyi bir hikaye anlatıcısı olmaya ne dersiniz?

Sevgiyle…     

Content marketing yani içerikle pazarlama konusunun giderek daha çok konuşulduğu bir dönemden geçiyoruz. Malum yoğun bir karantina süreci yaşıyoruz ve bu süreçte online platformların önemi çok daha fazla arttı.

Bill Gates’in 1996 yılında söylediği gibi “Content is the king” yani “İçerik kraldır” sözü slogan haline geldi ve bana da ilk blog yazım için ilham oldu. Bu yazımda size kendi deneyimlerimden yola çıkarak içerikle pazarlamanın (content marketing) tanımından ve öneminden bahsedeceğim.

Günümüzde dijital mecralarda birçok konu ve konuşmacının olduğu canlı yayınlar, reklamlar, e-kitap, e-mailing, e-dergi, sosyal ağlar etrafımızı daha da çok sardı.

Tüketicilerin zamanının ve dikkatinin git gide azalması, gün içinde çeşitli platformlardan aldıkları birçok mesajın varlığı gibi etkenler, pazarlamacıların içerikle pazarlamayı (content marketing) çok daha dikkatli yapması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.

Peki Nedir Bu Content Marketing?

2001 yılında Amerikalı Joe Pulizzitarafından ortaya atılan “İçerikle Pazarlama” kavramı daha sonra küresel olarak kabul görmüş ve yaygınlaşmıştır.

Joe Pulizzi, İçerikle Pazarlama’yı şöyle tanımlıyor: 

İçerikle pazarlama, net olarak tanımlanmış ve doğru anlaşılmış hedef kitleyi kârlı müşteri hareketi yaratma hedefiyle etkilemek, çekmek, bağlılıklarını sağlamak için ilgili ve değerli içeriğin yaratılması ve dağıtılmasını kapsayan pazarlama tekniğidir.

Joe Pulizzi’nin tanımından da anlaşıldığı gibi, tüketicilere bir ürün satmanın ötesinde onlara fayda sağlayacak bir değer üreterek marka bağlılığı yaratmak diyebiliriz.

Content Marketing Neden Önemlidir?

Eminim hepinizin dijital mecralarda takip ettiği içerik üreticileri vardır. Neden bazı kişileri devamlı takip eder, önerilerini uygulamaya çalışırız? Çünkü bizim tam da bir ihtiyacımıza yönelik bir konu ya da üründen bahsetmiş ve bize zaman kazandıracak bir bilgi vermiştir. İşte markalar da böyledir.

İçerikle pazarlama bir markanın;

Stratejisine uygun konumlandırma yapmasına

Konumlandığı alanda gündem belirlemesine

Tüketiciye bir fayda/değer sağlamasına

Tüketicilerle daha yakın iletişim kurmasına

Markaya bir hikaye yaratmasına

Tüketicilerin önem verdiği bazı sosyal konuları gündeme getirmesine (hatta konusuna göre sosyal sorumluluk projeleri yapmasına)

olanak sağlar.

Başarılı content marketing ile hedef kitlenizin dikkatini çekmek ve onlara bir değer yaratmak kendi markanızı çok daha ileri seviyelere götürürken, hedef kitlenizi mutlu ederek marka bağlılığı yaratır.

Keyifli çalışmalar…