Category

İçerik

Category

Bir ürününüz var ve bu ürünün satın alımı, kullanımı, satış sonrası hizmetleri, kısacası müşterilerle etkileşimde olduğu her anda, müşterilerinize kusursuz bir deneyim yaşatmak istiyorsunuz. Bu yüzden müşterileriniz ürün ve hizmetlerinizle ilgili ne aşamalardan geçiyor detaylıca bilmeye ihtiyacınız var. Bunun için bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? Evet, onları anlamanın yollarından biri “Müşteri Yolculuğu”

Müşteri yolculuğu ya da müşteri tecrübesi de denilen bu yolculuk aslında müşterilerimizin ürünümüzle karşılaşmadan önceki zamanını da kapsar. Müşteri yolculuğu bir haritalamadır aslında. Bu haritalar müşterinin tüm deneyimini, hislerini, davranış ve düşüncelerini görsel bir şekilde onunla birlikte deneyimlememizi sağlayan araçlardır.

Müşteri odaklı bir yaklaşımla ürününüzü konumlandırmak ve strateji kurmak için müşterileri anlamalı, onlarla empati yapmalıyız. Onların hangi aşamada neler düşündüğü, neler hissettiği ve nasıl davrandığını iyi anlarsak karşılanmamış ihtiyaçlarına dokunmamız daha da kolaylaşır. Müşteri yolculuğu tüketicilerimizin geçtiği her aşamayı adım adım analiz etmemizi sağlar.

İsterseniz ana hatlarıyla müşteri yolculuğunun aşamalarıyla başlayalım…

Müşteri Yolculuğu 3 Aşamadan Oluşur:

Müşterilerin ürünle buluşmadan öncesi, ürünle karşılaştığı satın alma süreci (esnası) ve ürün satın alımı sonrası yaşadığı deneyimler.

Gelin biz buna; farkındalık, tercih ve deneyim aşamaları diyelim.

Hangi aşamada olursa olsun müşteri yolculuğunun asıl amacı, her adımda tüketicilerin içsel motivasyonunu anlamaktır. Bunun için empati haritalarının önemi büyüktür. Şu soruların cevabını bulmaya yarar: “Müşterim bu aşamada ne hissediyor? Satın alımını neler etkiler? Ne olursa karar verir? Rakiplerim tarafından dokunulmayan bir alan var mı?”

Bu basamakları görsel bir haritaya döktüğümüzde, bazı konuların üzerine gidersek bir açılım sağlayabileceğimizi, tüketiciye daha fazla değer katabileceğimizi görürüz. Bazı noktalar müşterinin duygusal motivasyonu konusunda çok güzel fikirler verir bizlere.

Pain Point, Gain Point: Acı Noktası, Kazanç Noktası

Belirlediğimiz, strateji kurabileceğimiz her nokta; kaldıraç noktalarıdır. Bazen bu kaldıraç noktalarına “gain point” de denir. Yani eksik kalmış, dokunulmamış bir ihtiyaca dokununca, bu konuya odaklanınca müşterilerinizle etkileşiminizi artırıp, daha yüksek satışlara ulaşmanız mümkündür. Bizleri rekabette bir ya da belki de birkaç adım öne çıkarır.

Özetle, müşteri yolculukları tüm süreci görsel şekilde önümüze serer. Müşteri iç görülerine ulaşmamızı sağlar. Böylece strateji ve aktivitelerimizi belirleriz.

Müşteri Yolculuğunda İçerik Yolculuğu:

Yukarıda bahsi geçen konular pazarlamacıların müşteri analizinde yaptığı yöntemlerden biriydi. Strateji ve aktiviteleri buna göre belirlemek çok kullanılan bir yöntem.

Madem biz bu yöntemden fayda görüyorsak, bunu içerik pazarlaması için neden kullanmayalım ki?

Pazarlama günümüzde online ve offline kanalları kullanarak müşterilerle ortak hareket etmemizi ve onları anlamanın yanı sıra tamamen onlarla birlikte hareket edecek derecede de esnek olmamızı gerektiriyor. Bunu çok sıklıkla içerik pazarlamasıyla yapıyoruz.

Bildiğiniz gibi içerik pazarlamasında en önemli amaç; müşterilerle etkileşim kurmak ve bu sayede onları harekete geçirebilmek.

Bu hedeften yola çıkarsak, müşteri yolculuğundaki her basamakta onlarla nasıl etkileşime geçeceğimizin bir haritasını yapabiliriz.

Burada kendimize şu soruyu sorabiliriz:

“Tüketicim bu noktada neyi bilmek isterdi?”

Müşteri Yolculuğunda Etkileşiminizi Hayal Edin…

Etkileşimde olduğunuzu hayal ederek, kafanızda canlandırın. İşte müşteriniz karşınızda sizinle konuşuyor 😊

Sorumuz şu:

“Müşterim tam bu aşamada benimle iletişimde olsa, bana ne sorardı, neyi bilmek isterdi? Müşterim neyi gerçekleştirmek istiyor?”

Bunları düşünmek, ihtiyaç belirlediğimiz noktalarla ilgili bir içerik planlaması yapmak, içerik pazarlama stratejimizi çok daha fazla güçlendirecektir. Güçlü içerikler etkiyi arttıracak ve siz bu etkileşimle daha da fazla iç görüye ulaşmış olacaksınız.

Daha fazla etkileşim, daha fazla değer yaratma fırsatını da sunacak.

İşte içerik bulma ve oluşturma için hem güçlü, hem de görsel analiz yapabileceğimiz keyifli bir yöntem.

Denemeye değer, siz ne dersiniz? İçerik pazarlaması yolculuğu sizce nasıl fikir?

Sevgiyle,

“Hedef kitlem ile etkileşim kuran içeriği nasıl üretirim?” Siz de bu soruyu kendinize en az bir kere sormuşsunuzdur. İçerik üretimi önemli stratejilerimizi destekleyen ve özen gösterilmesi gereken bir süreç. Peki nasıl?

Günümüzdeki teknolojik gelişmeler sonucu müşterilerimiz birçok bilgiye her yerden ulaşabildiği gibi birbirleriyle de tecrübe paylaşımı yapabilecekleri platformlarda bir araya geliyor. Onlarla etkileşime geçebilmek için içerik pazarlamasının rolü büyük. Hal böyle olunca, devir birçok bilgi arasından sıyrılıp fark edilebilir, akılda kalıcı ve etkileşimi bol bir içerik hazırlama devrine çoktan gelmiş durumda.

Şirketlerin öncelikli hedefi web sitesinde daha fazla trafik oluşturmak, marka sadakati yaratmak, müşterileriyle etkileşimi artırmak, yeni ürünlerin konumlandırmasını yapabilmek, itibar yönetimi gibi konular oluyor.

Bu hedeflere ulaşabilmek için ise konu içerik pazarlamasına ve tabi ki içerik üretimine geliyor. Böylece blog, podcast, e-mail, video içerik, webinar gibi platformlarda içerik üretiyoruz.

Birçok şirket içerik oluşturmak için yazar/içerik üreticisi, sosyal medya yöneticisi, SEO yöneticisi, tasarımcı, içerik pazarlama yöneticisi, içerik pazarlama stratejisti gibi kişileri takımına alıyor.

Ancak günümüzde içerik ile ilgili herkesin çaba gösterdiği bir ortam oluşmuşken kafamıza takılan önemli bir soru var:

“Hedef kitlem ile etkileşim kuran içeriği nasıl üretirim?”

Bununla beraber potansiyel müşterileri çekecek, trafiği artıracak, içerik pazarlama stratejisine hizmet edecek kaliteli içerik üretimi tüm içerik üreticilerinin önemli gündem maddeleri arasında.

Uzun yıllardır ürün yöneticisi olarak gündemi belirleyecek içerikleri oluşturup, ekiplerimizle birlikte hedef kitlemize ulaştırıyoruz. Ayrıca bir süredir yazılar yazarak bloğumda da içerik üretmeye başladım. Bazen belli bir konu hakkında yazmak istesek bile nereden başlayacağımızı bilemediğimiz zamanlar oluyor.

İşte bu nedenle kendi izlediğim içerik üretimi sürecini sizler için basamaklandırarak bir yol haritası oluşturmaya çalıştım. Özellikle daha kaliteli içerikler üretmeniz için faydalı olacaktır diye umuyorum.

İçerik üretimi yol haritası

Gündemdeki bir konu belirlenir:

Hedef kitlenizle etkileşime girmek için içerik ürettiğinize göre onların gündemindeki konuyu tespit etmek gerekiyor. Kendi aralarında neler konuşuyorlar, ne gibi bir karşılanmayan ihtiyaçları var? Bu konuyu gündeme taşıyan şey ne? Bunları tespit etmek, oluşturacağınız içerik için önemli. Örneğin Google Trends gündemdeki konuları kolayca analiz edebileceğiniz basit bir yöntem.

Araştırmalar yapmak:

Konuyu belirledikten sonra, bu konu hakkında yerli ve yabancı kaynakları araştırmak ve otoritelerin söylemlerine de kulak vermek gerekiyor. Konu hakkında yapılmış araştırmalar, analizler varsa bunları içeriklerinizde referans olarak kullanmanız data odaklı müşterilerin de beğenisini kazanacaktır.

Bu aşamada kendi yöntemleriniz ve bilgilerinizle çok örtüşen ortak noktaları not alabilirsiniz. Ortak bilgilerin farklı farklı mecralarda bulunması, o konuya olan ilginin de çok olduğunun bir göstergesidir. Dolayısıyla sizin de kendi içeriğinizde bu not aldığınız konuları, eğer sizin de tarzınıza uygunsa, ön plana çıkarmanız iyi olur anlamına gelecektir.

Kendi fikirlerinizin şekillenmesi:

İçerik tabi ki iyi bildiğimiz bir alan hakkında oluyor. Kendi uzmanlık ve tecrübemizle içerik üretebiliriz. Ancak bir önceki araştırma aşamasında fikirlerimiz daha da olgunlaşmış, güçlenmiş ve belki de bir miktar değişmiş bile olabilir. Tüm bu analizlerle birlikte kendi özgün fikrinizi yaratabileceğiniz bir değer belirlersiniz.

Burada özgün olmak önemli. Sonuçta sizin takipçileriniz sizin içeriklerinizi takip ediyor ve size özgü bilgileri, yöntemleri, fikirleri bilmek istiyor.

Konuyu hangi platformdan ve nasıl paylaşacaksınız?

Hedef kitlenize ve konunuza göre e-mail, video, podcast, sosyal medya, influencer aracılığıyla ya da blog yazarak içerik paylaşabilirsiniz. Hangisinin uygun olduğu kararını da en iyi içerik üreticisi bilir 😊

Ayrıca paylaşımı yaparken bunu nasıl hikayeleştirebileceğinizi düşünün. İçeriğinizde duygulara dokunup ve mümkünse hikaye kurgusu kullanabilirseniz etkisi artacaktır.

Örneğin benim gibi yazılı bir içerik üretiyorsanız; başlığın ilgi çekici olması, görsel ya da videolardan faydalanmak, önemli kelime/cümlelere vurgu yapmak, yazının kolay okunabilir olması, alt başlıklar kullanmak, referanslar vermek içeriğin kalitesini artıracaktır. Yazılarınızın arama motorlarında görünebilmesini kolaylaştırmak için SEO uyumlu yazmak da, blog yazıları için önemli.

Müşterilerinize yorum yapacak alan bırakın:

İçeriklerimizi müşterilerimizle etkileşime girmek için hazırlıyoruz. Mümkünse onların da katılımını sağlayacak alan bırakmak önemli. Örneğin içeriğin sonunda bir soru sorulabilir, anket yapılabilir.

Ben en çok içerik ürettiğim platform olan yazılı içerik üretimi ile ilgili örneklerimi verdim. Okuyanlar arasında video içerik üreticileri, podcast, e-mail gibi farklı mecralarda içerik üretenler varsa, siz de yorumlarda ipuçlarınızı yazarsanız, okuyucularımız farklı örnekler hakkında da fikir edinmiş olabilirler.

İçeriklerimizin bol trafikli olması dileklerimle…

Sevgiler,

Müşterilerimize bir içerik sunarken, bunu bir hikaye anlatarak çok daha ilgi çekici ve etkili yapabileceğimizden bahsetmiştik. İçerikte hikaye anlatımı bizlere bir çok fayda sağlıyor. “Ama benim hikayem yok ki!..” ya da “Marka hikayemi nasıl anlatabilirim?” diyorsanız, bu yazımda size hikaye anlatımının tekniklerinden, yani kahramanın yolculuğundan bahsedeceğim.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, herkesin bir hikayesi olduğu gibi markanızın da bir hikayesi vardır. Diyelim ki siz bir girişimcisiniz ve ürettiğiniz ürünü ya da sunduğunuz hizmeti müşterilerinize anlatmak istiyorsunuz. Bunu içerik pazarlaması ile yapabileceğinizi düşündünüz ve içeriklerinizi hazırlamaya koyuldunuz. Müşterilerinizle bir etkileşim yaratmak, sizi benimsemelerini sağlamak ve akılda kalıcı olmak için hikayenizi anlatmaya karar verdiniz. Ancak bunu nasıl yapacağınızı bilmiyorsunuz. Nereden başlamalısınız?

Tolstoy “Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: Ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir..” demiş.

Bir düşünün: Sizin ya da markanızın hikayesi nasıl başladı?

Her hikayenin olmazsa olmazı kahramandır. Sizin hikayenizde de bu kahraman siz ya da markanızdır. Hikayenin sonunda yaşadığı maceralar sonrası kahramanımız bir dönüşüm yaşayarak bize bir tecrübesini aktarır ve yeni bir şey öğretir.

Amerikalı bir mitolog, yazar ve öğretim görevlisi olan Joseph Campbell birçok kaynağı araştırıp analiz ederek hikayelerin genel döngüsünü 12 basamakta göstermiş ve bunu “Kahramanın Yolculuğu” olarak tanımlamıştır.

Kahramanın Yolculuğu

Biz bu modeli kendi marka hikayemize uyarlamak istersek, başlıkları aşağıdaki gibi düşünebiliriz bence:

Kahramanın Yolculuğu Modeline Göre;

  1. Biz pazara girmeden önce, pazarın durumu neydi? (Durum analizi)
  2. Analizlerinizi yaparken pazarda bir ihtiyaç hissettiniz ve bu sizde ihtiyacı karşılayacak bir hizmetle pazara girme arzusu uyandırdı.
  3. Sonra tekrar düşünerek bu işin zorlayıcı yanlarını da gördünüz ve belki bir miktar geri adım attınız.
  4. Bu konuda tecrübesi olan bir mentor ile karşılaştınız ve o sizi motive etti belki bir miktar bilgi verdi.
  5. İlk eşikte siz bunları düşünmeye başladığınızda, kendinizi zaten bu işin içine girmiş buldunuz.
  6. Sonrasında çalışmalarınız devam etti, satışlar, rakipler, deneyimler işin içine girdi ve testler, dostlar, düşmanlar edindiniz.
  7. Siz bunlarla uğraşırken pazardaki detaylara daha da hakim olarak, asıl ihtiyaçları tanımlayıp bunlara yönelik değer ürettiniz. Burada belki de içerik pazarlaması yapmaya başladınız.
  8. Sonrasında büyük bir değişim yaratacak bir hamle yaptınız ve artık pazara siz yön vermeye başladınız. Tabi bunu yapmak pek kolay olamayacaktır. Burada çekilen çileler hikayenin bir parçasıdır.
  9. Geçirdiğiniz tüm bu süreçte ya ödül olarak başarılı oldunuz, ya da umduğunuz gibi gitmedi ve belki de yeni bir hikaye yazmak üzere başa döndünüz.
  10. Sonuçlar istediğimiz gibi gitti ve kahramanımız yolculuğuna devam ederken, artık sıradan dünyasına doğru dönüşe başladı. Burada sıradan dünya artık kahramanımızın “yeni sıradan dünyası”. Verdiği hizmetle doygunluğa ulaşmış bir markadan söz ediyoruz artık.
  11. Zirveye geldiğinde kahraman markamız belki de pazar lideri ya da kendi hikayesinin artık birçok macerayı geride bırakarak zirvesine geldi.
  12. Sonunda başladığı noktaya dönen kahramanımız bu sefer yaşadığı deneyimlerle bize farklı bir şey sundu ve artık o yeni haliyle yaşamaya devam ediyor.

İşte bu modele göre anlatabileceğimiz hikayemizin bir uyarlaması.

Peki bizler hız çağında insanlara kısaca dikkat çekici içerikler üretmek istersek bütün bu döngüyü anlatmalı mıyız? Bence bunu aşağıdaki dört basamakla kısaltarak anlatmak mümkün.

Sizden önce pazar nasıldı ve neye ihtiyaç vardı?

Siz bu ihtiyaca yönelik ürettiğiniz ürünü nasıl meydana getirdiniz?

Ürününüz nedir?

Ürününüz nasıl bir fayda sağlıyor?

Bu 4 basamağı yukarıda uzun uzun bahsettiğimiz döngüyü düşünerek kurguladığınızda güzel bir hikaye anlatabilirsiniz. Hikayenizi anlatırken hedef kitlenizin tarzını, onların hoşuna gidecek üslubu da iyi belirlemenin önemini unutmamak gerekir.

Seth Godin’in de dediği gibi “Harika bir hikaye anlatıcısı olabilmeniz için, önce berbat bir hikaye anlatıcısı olmaya başlamanız gerekir.”

Başarılarınızla harika hikayeler anlatmanız dileğiyle…

Hikaye anlatımı son dönemlerin popüler konusu. Birkaç yıldır hikayeler ve hikaye anlatıcılığı konularında çok şey yazıldı, konuşuldu. Pazarlamacılar olarak da hepimizin ilgi alanı haline geldi. Ancak biz biliyoruz ki bu konu aslında yeni değil, tam tersi insanlığın birçok hayati konudan önce öğrendiği bir kavram. İnsanların henüz mağaralarda yaşadığı dönemde bile hikayeler vardı. Duvarlara resim çizerek anlatılan hikayeler, hayaller de kurdurarak, insanlığın gelişmesinde büyük rol oynamıştır.

Sizce hikayeleri bu kadar etkili yapan nedir?

Hikayeler beynimizin düşünce yapısına çok uygundur. Beynimiz belirsizliklerden hoşlanmaz. Hikayelerde biliriz ki; sorunun sonunda bir çözüm vardır. Bu yapının bizim içerik pazarlaması stratejimizde de olması gerekir. Çünkü içerik pazarlaması da müşterilerimizin sorunlarına ya da ihtiyaçlarına sunduğumuz bir çözümdür.

Burada tekrar içerik pazarlamasının amacına baktığımızda; tüketiciye fayda sağlayacak bir değer üretmek, onları harekete geçirmek ve müşterilerimizle etkileşim kurmaktır.

Bütün bunları içeriklerimizde anlatacağımız hikayemizle yapabiliriz. Her şeyden önce sunduğumuz ürün ya da hizmetin yani markamızın bir hikayesi olmalı. Bu hikaye bizim tutkumuzu, amaçlarımızı, nasıl bir değer kattığımızı, fark yarattığımız noktaları hedef kitlemizin benimsemesine olanak sağlar. Hikayeler sayesinde onlarla güçlü bir bağ kurabiliriz. Ayrıca markamızı bir insana dönüştürüp, onu müşterilerimizin gözünde “bizden biri” yapabiliriz.

İçeriklerimizle hikaye anlatmak bize ne sağlar?

Hikayeler duygulara hitap eder.

İnsanlar bir şeylere karar verirken beyinde mantık ve mantık dışını etkileyen bölgelerle düşünür. Sadece mantığa yönelik yani ürün fiyatı, özelliği vs gibi konular karar vermede yeterli değil. Yeterince etkili bir içerik de değildir. Mantık dışına yani duygulara da dokunmak gerekir.

İşte burada hikayeler bize yardımcı olur. Hikayeler bizlere sadece bilgi değil, aynı zamanda tecrübe de sunar. Bir hikayeyi dinlediğimiz zaman, hayal gücümüz tetiklenir. Hayal gücü ile edindiğimiz deneyim gerçek tecrübe gibidir. İçerik pazarlamasında da tecrübe paylaşımının ne kadar önemli olduğu yapılan araştırmalarda da gösterilmiştir. (Bunun için COVID-19 sonrasında müşteriler yazıma göz atabilirsiniz)

Böylece hedef kitlemizle bir duygusal bağ kurarak onları harekete geçirebiliriz.

Hikaye dinleyen insan iletişime açıktır.

İnsanlar hikaye dinlerken çatışmaya ya da itiraz etmeye yönelik değil tam tersi bağ kuran, anlam arayan, empati kuran bir hale bürünür. Bu da müşterilerimizle etkileşimi arttırıp onları daha iyi anlamamız için son derece önemlidir.

Kısacası hikayeler hedef kitlemizle aramızdaki bariyerleri kaldırır.

Hikayeler daha fazla akılda kalır.

Günümüzde hepimiz birçok mesaj görüyor ve duyuyoruz. Dikkatimiz çok fazla konuya odaklanabiliyor. Ya da aynı ürün grubu için aynı şeyleri görüyoruz.

Müşterilerimizin dikkatini çekmek, fark yaratmak için hikayeleri kullanabiliriz. Hikayeler müşterilerinizin aklında, sadece ürün bilgisi vermeye kıyasla, 22 kat daha fazla yer edinmenizi sağlar*

Müşterilerinizin aklında nasıl kalmak istiyorsanız, hikayelerinizi de buna göre oluşturmanız gerekir.

İyi hikayeler paylaşılır.

İçeriklerinizde insanların hoşuna giden bir konu anlattıysanız, müşterileriniz de bunu kendi çevresiyle paylaşacaktır. İçerik pazarlamasındaki amacımız etkileşimi arttırmak, müşterilerin kendi tecrübelerini etrafıyla paylaşmasını sağlamak olduğuna göre; marka bağlılığı yaratma konusunda hikayeler içerik üreticilerinin en sevdiği araçlardan biri haline gelmiştir.

Madem ki hikayelerin bu kadar faydası var, içeriklerinizi hazırlarken iyi bir hikaye anlatıcısı olmaya ne dersiniz?

Sevgiyle…     

İçerik üreticisi için hedef kitlesiyle empati kurmak, içeriklerini tasarlamakta son derece önemlidir. Empati veya eşduyum, bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Sosyal ilişki kurmanın da temel gereklilikleri arasında gelir.

Empati ilişki ya da ürün geliştirmek için önemlidir. Ancak kendimizi başkasının yerine koyabilmek söylendiği kadar kolay değil ne yazık ki. Belki çoğumuz insanlarla empati yapabildiğimizi düşünürüz ancak doğru noktaları anlayıp anlamadığımızı belki de hiç sorgulamayız.

“Biz içerik üreticisiyiz. Empati bu kadar önemli mi?” diye düşünebilirsiniz. Bunun cevabı: Evet. Bir önceki, “İçerikte duygulara hitap etmek” yazımda, içeriğimizde insanların ilgisini çekecek ve onları harekete geçirecek duygulardan bahsederken, içerikte empatinin mutlaka olması gerektiğini de vurgulamıştık. Bu, oluşturduğumuz içeriğin insanlar tarafından içselleştirilmesini sağlayacaktır.

Bir diğer konu ise bizim temel içerik stratejimizle ilgili. Bizler şunu çok iyi biliyoruz ki; hedef kitlemizin ihtiyacı ile bizim onlara sunabileceğimiz uzmanlık alanımızın örtüştüğü nokta bizim temel içeriğimizin konusunu belirler. Biz bu temel konu hakkında stratejilerimizi belirler ve iletişim kanallarını kullanarak hedef kitlemize ulaşırız. Peki asıl konuya gelelim…

Hedef kitlemizin ihtiyacını ve çözümünü nasıl bulacağız? İşte tam da bu konuda empatik yaklaşım hayatımızı kurtarıyor. Tasarım odaklı düşünmede ya da müşteri yolculuğu çalışmalarında da hedefimiz hep müşterilerimizin temel ihtiyacını anlamak oluyor. Ben de okuduğum birçok kaynaktan öğrendiğim ve pratikte kendi deneyimlerimle faydasını gördüğüm bazı ipuçlarını sizlerle paylaşmak istedim

Hedef Kitlenizi Dikkatlice Dinleyin…

Bizler çoğu zaman karşımızdaki kişileri anlamak için değil, sadece onlara cevap vermek için dinliyoruz. Aslında müşterilerimiz bize konuşurken kendi ihtiyaçları konusunda bilgiler veriyor ancak bazen çok da dikkatlice dinleyemediğimizde bu bilgileri kaçırabiliyoruz.

Bir de dinlemek sadece kulağımızla değil aslında tüm kalbimizle, sezgilerimizle, gözlerimizle bir bütün olarak yapıldığında işte o zaman tam anlamıyla kaliteli bir dinlemekten söz edebiliyoruz. Hatta sosyal medya içerik üreticisi iseniz kast ettiğim dinlemeyi yorumları okuyarak bile yapabilirsiniz.

Hedef Kitlenizin Kurduğu Cümleleri Düşünün…

Mümkünse müşterilerinizle çokça iletişim kurarak, onların kendi ağzından çıkan cümlelere odaklanın. Belki bunları tekrar hatırlamak için ajandanıza not alabilirsiniz. Müşteriler kendi tarzıyla bir şey anlatırken sizi iç görüye götürebilecek metaforlar, deyimler gibi sözcükler kullanabilir. Bu da size ilgi alanları, demografik özellikleri gibi bilgiler verir.

Gerçek Karakterler Yaratın…

Personalar yaratmak yani müşterimizi tüm özellikleriyle tanımlamak onları anlamaya giden yolda önemli bir basamak. Örneğin müşteri profiliniz olarak tanımladığınız birini; 42 yaşında, kadın, öğretmen, 2 çocuğu olan vs.. gibi özellikleriyle bütün olarak analiz ederseniz, ihtiyaçlarını anlamanız son derece kolaylaşacaktır.

Daha sonrasında ortak özellikleri olan bir grup müşterilerinizle ilgili bir sınıflandırma yaparak; onlara özel içerik üretebilirsiniz.

Empati Haritalarından Faydalanın…

Empati haritaları müşterilerimizi daha iyi anlayabilmek için basit bir harita yöntemi uygulamasıdır. Uygulama basit ama içinde cevaplayacağımız sorular uzun çalışmalar gerektiriyor.

Empati haritalarında, hedef kitlemizin ne hissettiği, ne düşündüğü, ne söylediği, ne duyduğu, nasıl davrandığı detaylı şekilde analiz edilir. Bu sayede gerçek ihtiyaç ve bu ihtiyacı karşılayan çözüm bulunur.

Beyin Fırtınası Yapın…

Her zaman takım çalışmasına ve farklı fikirlere önem veren biriyimdir. Ancak bu konuda farklı kişilerle beyin fırtınası yapmak belki çok daha fazla kritik. Bulduğunuz ihtiyaçları ve çözümleri mutlaka farklı alanlardan, farklı kişilik yapılarından takım arkadaşlarınızla paylaşın ve birlikte tekrar üzerinde çalışın. Çok yeni fikirler ortaya çıkacaktır.

İçerik üreticisi, müşterilerine fayda sağlayan, değer yaratan kişidir ve onlara değer yaratırken de empatik yaklaşım gösterenler en başarılı olanlardır.

Şimdi bir düşünelim: İçeriklerimi oluştururken yeterince empati yapıyor muyum? Emin miyim?

Keyifli çalışmalar diliyorum.

Sevgiyle…

İster bir ürün/hizmet satıyor olun, ister yaşamınızdan paylaşımlar yapıyor olun aslında tüm içerik üreticileri hedef kitlesiyle iletişimde olmak ve onları bir konuda harekete geçirmek için paylaşımlarda bulunur.

Harekete geçirmekten kast ettiğim şey; bir ürünü satın alması, marka ya da kişilerle iletişime geçmesi, paylaşımlara yorum ve katkıda bulunması ya da sadece bir beğeni yapması olabilir.

Bütün bu davranışlar, bizlerin içeriğini güçlendiren ve müşterilerimizi daha iyi anlamamıza yol açan hareketlerdir. Ne kadar etkileşimde olursak, o kadar ilgi çeken bir içerik paylaşımı yapmışız demektir.

Peki sizce insanları harekete geçiren şey nedir?